Kelâmbaz
Tarihi Cevdet

Ahmet Cevdet Paşa’nın Gözünden Avrupa

Ahmet Cevdet Paşa belki de Osmanlı’nın son döneminde yetişmiş en meşhur devlet adamıdır. Birçok sahada eser meydana getiren Paşa’yı hezarfen bir şahsiyet olarak tarif etsek yeridir. Zira muhtelif dillere vâkıf sanatkâr bir kişidir. Yazmış olduğu eserler Türk-İslam Tarihi için son derece ehemmiyet arz eder. Bilhassa Tarih-i Cevdet adlı eseri, günümüzde okunması gereken bir kitaptır. Bu eserinde dünya tarihini, farklı medeniyetleri ve dinleri teferruatlı bir şekilde izah eder.

Tarih-i Cevdet’in kapağı

Eserin birinci cilt, altıncı babında Avrupa’yı ele almıştır. “Avrupa‘nın Ahvâl-i Sâbıka ve Lâhikası Hakkındadır” başlıklı yazısında, Kavimler Göçü, Roma ve Bizans İmparatorluğu’nun cemiyet düzeni, Fransız İhtilali ve Sanayi İnkılâbı gibi meseleleri izah etmektedir. Ona göre 17’nci yüzyılda Avrupa’da üç mühim hadise meydana gelmiştir; Otuz Yıl Savaşları (1618-1648), İngiliz İç Savaşı (1639-1651) ve Osmanlı İmparatorluğu’nun Avrupa’dan geri çekilmesi. Geri çekilme, İmparatorluk için elbette neticeler doğurmuştu. Batı’ya karşı alınan mağlubiyetler yeni problemleri gündeme getiriyordu. Bunun tezahürü, batılılaşmanın başlangıcıydı. 19’uncu yüzyılda bu cereyan giderek artmıştı. Kimine göre geri kalmışlık giderilmeli ve batı daima örnek alınmalıydı.

Eserinde bu gibi fikirlere karşı amansız mücadele veren Cevdet Paşa, bunun vazıh hata olduğunu ifade eder. Paşa, Asya ve Orta Doğu’nun medeniyet ile tanıştığı yıllarda, Avrupa’nın her türlü medeniyetten uzak yaşadığını ifade eder ve şunları söyler.

Menba-ı temeddün olan Asya’nın her tarafında ve hıtta-i Mısrıye’de târîh-i mîladî İsâ (aleyhisselam)’dan bunca kurûn mukaddem nice cesîm düvel-ü ümem-i mütemeddine mevcüd iken memâlik-i Avrupa her türlü medeniyyetten mahrûm idi. (Tarih-i Cevdet Cilt I, s. 163)

Medeniyetin Kaynağı

Cevdet Paşa’ya göre Garp, Müslüman ilim adamlarına çok şey borçludur. Zira Hint ve Yunan medeniyetine dair malumatı, Müslümanlar Batı’ya aktarmıştır. Medeniyet Doğu’dan Batı’ya doğru ilerlemiştir. Nitekim ona göre medeniyet yerinde durmayan, her zaman farklı beldelere giden ve gelişmeye devam eden mefhumdur. Bununla birlikte Paşa, Garp dünyasının fen ve teknikte inkişaf ettiğini, fakat buna rağmen kuru taklitçiliğin doğru olmadığı savunur. Cevdet Paşa’ya göre medeniyetler birbirleriyle münasebet halindedir. Fakat bu münasebet esnasında terk edilemeyecek bazı mühim unsurlar vardır. İtikat, ahlak ve anane gibi unsurlar kati suretle terk edilemez. Bunları değiştirmek cemiyetin temel taşlarını sarsmak demektir. Batı’nın adetlerini topyekûn benimsemek zararlıdır. Zira iki medeniyet birbirine tamamen zıttır.

Meşhur Tezâkir eserinde şu ifadelere yer verir;
‘Bu cümle ile beraber bizim bazı ahvâl-ı hususiyyemiz var ki diğer devletlere nâfi olan bize muzir olur. Anlara devâ-i âcil bize semm-i helâhil olur.’ (Tezâkir IV. s. 220)

Yani başka devletlere faydalı olan haller, bize zararlı olabilir demektedir. İki medeniyet arasında daima mukayese yapan Paşa, Frank Kralı Şarlman’ın birçok hususta Halife Harun Reşit’i taklit ettiğini söyler. İslam beldesinde yetişen birçok ilim adamı, Frank Krallığına hediye olarak gönderilir. Yanlarında bulunan saati, krala hediye olarak takdim ettiklerinde, halk hayretler içinde izler. Sihir aleti zannedilen saat, halkın hışmına uğrar. İmha edilmekten son anda kurtulan saat, himayesini Kral Şarlman’a borçludur. (Tarihi Cevdet, Cilt I. s.188-189)

Avrupa’daki İdare Şekilleri

Sadece tarihi hadiseleri anlatmakla yetinmeyen Cevdet Paşa, Avrupa’da bulunan devletlerinin idare şekillerini tahkik etmiştir. Ona göre Avrupa’da iki ana idare şekli mevcuttur; Hükûmeti Ruhaniyye ve Hükûmeti Cismaniyye. Hükümdarın hükûmeti tamamen ele geçirmesine Mutlaka denir ki Rusya gibi devletler böyledir. Millet meclisinin reyine ittiba eden hükûmete ise Meşruta denir. Fakat bunu da iki kısma ayırmak mümkündür. Almanya ve İtalya gibi devletlerde olan Meşruta-ı umûmiyye, İngiltere gibi devletlerde ise Meşruta-ı hasbiyyedir. (Tarihi Cevdet, Cilt I. s.19) 

Etimoloji hususunda da mahir olan Cevdet Paşa, Frank kelimesinin şöyle izah eder;

Binâen alâ-zâlik Franklar sâir akvâm-ı Avrupa’dan ziyâde şöhret bulup Frank kelimesi ise Latince Frans deyü telaffuz olunmakla Arablar evveline elif ilâve ve âhirini cim telaffuz ederek Efrenc demişlerdir. Hâlâ beynimizde bütün Avrupalılar’a Frenk ve Avrupa’ya Frengistân tabiri andan kalmıştır. (Tarih-i Cevdet, Cilt I. s.186)


Cemiyet nizamını tahkik eden Paşa, Avrupa halkını dört sınıfa taksim eder;

  1. Ashâb-ı arâzi
  2. Ashâb-ı ahrâr
  3. Çiftciler
  4. Köleler

Statü olarak en kötü durumda olan kölelerdir. Romalılardan beri insan eşya gibi alınıp satılırken, Franklar zamanında köle kanunu kısmen reform edilmişti. Fakat yine de İslamiyet’in getirdiği hürriyeti getirememiştir. İnsanların o dönemde perişan bir halde yaşadığını anlatan Cevdet Paşa şu ifadeleri kullanır:

Hatta bu asırda Fransa’nın hâli pek perişân olup bir azim kaht u galâ dahi zuhur eylediğinden ve bütün Avrupa ahâlisi ol vakit pek câhil ve mutaassıb olduğundan Fransızlar ‘1000 sene-i milâdiyyesi tama oldu. Artık dünyanın son günü yaklaştı’ deyü günahlarından tevbe ile, kimi mâl ü menâlini kiliselere vakf u rabt eder ve kimi Kudüs-i şerif ziyaretine gider idi. İşta Fransa kiliselerinin zenginliği bundan neşet eylemiştir.

Tarihi-i Cevdet'in fihristi
Tarihi-i Cevdet’in fihristi

Tarih-i Cevdet’in fihristine baktığımız zaman, Avrupa tarihine dair hayli malumat bulmak mümkündür. Babil ve Ninova şehirlerin kuruluşu ile başlayan eser, birçok tarihi ve dini meseleleri ihtiva eder. Bir Osmanlı münevverinin, Avrupa’yı tahkik etmesi ve eserinin günümüze intikal etmesi fevkalâde hâldir. Bugüne dahi ışık tutan Cevdet Paşa, hangi şartlar altında Avrupa’yı taklit edilir, Avrupa’nın ahvali ve terakkinin esbabı nedir gibi suallere cevap verir. İlaveten yazmış olduğu Onbeş sayfalık “Sosyalistliğe dair makale“ adlı eserinde; komünistliğin Avrupa’ya ve Asya’ya intişar edeceğini, müslümanların bu beladan kurtulacağını yazmaktadır.

Ahmet Cevdet Paşa’nın eserlerinin Osmanlıca orijinallerine ulaşmak için tıklayınız:

Tarih-i Cevdet

Kısas-ı Enbiya

Malumat-ı Nafia

Cevdet Paşa’nın Fatih Camii Bahçesindeki kabr-i şerifi

Yazarın Bazı Yazıları

Almanya’daki Türk Mezarı

Binbir Gece’den Hazineler

Bir Garip Cami

İlyas Ünlü

Marmara İlahiyat ve Ruhr-Üniversitesi Şarkiyat mezunu
Muallim

Yorum Yaz

Bu site reCAPTCHA ve Google tarafından korunmaktadır Gizlilik Politikası ve Kullanım Şartları uygula.

ReCAPTCHA doğrulama süresi sona erdi. Lütfen sayfayı yeniden yükleyin.