Anasayfa Kültür&Sanat

Yeni Dünya’nın Kurdu: Thanos

PAYLAŞ

“Fakat kötü zamanlar, diyebilirsiniz ki, nâdirattandır ve nâdir metotlarla başa çıkılabilir. Bu, az ya da çok, sanayinin balayı devrinde gerçekleşti. Fakat nüfus artışı büyük bir nispette azaltılmazsa bu gerçekleşmeye devam etmeyecek. Şu anda dünyanın nüfusu günlük olarak 58.000 kişi artıyor. Şimdiye kadar savaşların bu artışta büyük bir tesiri olmadı, bu, dünya savaşlarının her birinde de böyleydi… Harp, bu cihetten bir hayal kırıklığı oldu, fakat belki bakteriyolojik savaş daha efektif olabilir. Eğer dünyanın her yerinde her nesilde bir veba salgını olabilseydi, kalanlar dünyayı böyle tıka basa doldurmadan doğurabilirdi… Vaziyet belki biraz hoş olmayacaktı ama ne olacak? Hakiki yüksek zekâlı insanlar mutluluğa karşı kayıtsızdır, bilhassa diğer insanlarınkine.” (Bertrand Russell, The İmpact of Science on Society, sf.102-103)

  [SPOİLER]

Avengers Infinity War Part 1 hakkında spoilersiz incelememizi paylaşmıştık.  Spoiler yemek istemeyenler bu yazıyı okuyabilir:

Savaşın Sebebi Bu Kitapta: Avengers: Infinity War Spoilersiz 

Avengers serisi hakkında pek çok youtuber değerlendirmeler yapıyor. Filme dair detaylı incelemeler Türkçe youtube kanalları ve bloglarda bu haftasonu yağmur gibi yağacaktır. Filmde Thanos’un ne anlatmak istediğini biz tespite çalıştık. Milyonların seyrettiği, 35 yaş altı kuşakları teshir eden bir film evreni var karşımızda.  [Teshir: sihirleyen, büyüleyen]

Milletler arası çapta böyle bir gücü olan bir şirketin, ideolojik inşa vazifesinin olmaması düşünülemez. Dolayısıyla kısaca filmi hülasa edip Thanos karakterinin temsil ettiği fikri yapıya temas edeceğiz.

Sonsuzluk taşları

10 yıl boyunca Marvel filmlerinde işlenen sonsuzluk taşları, güya evrenin yaratılışının temel nüvelerini barındırmaktadır. Aslında bunlar Marvel’in oluşturduğu film-çizgiroman evreninin temel yapı taşlarıdır. Ana hikayenin kurgusu için sembolleştirilmiştir. Çünkü güç sonsuz olmalı ki bunu ele geçiren kimse de kötüyse en kötü, iyiyse en iyi olarak okuyucunun/seyircinin tasavvurunda yer bulsun.

Filme göre her bir taş kainatı oluşturan gücün farklı yansımaları, çekirdekleridir. Onlara sahip olan evrene hükmeder.  Güç, uzay, gerçeklik, ruh, zaman ve zihin taşlarını Thanos ele geçirmek ve evrene hükmetmek istiyordur. Filmde, saydığım sıraya göre bunları tek tek elde eder. Hikaye bu istikamette ilerler.

Peki ama nasıl hükmetmek? Thanos’un motivasyonu  “evrenin yarısını taşlar vasıtasıyla yok etmek”tir. Hayat prensibi de her zaman bu olmuştur. Filmde Dr. Strange’le konuşurken idealinin temelinde yatan fikri açıklar. Bunun için kendi gezegeni Titan’ı güzelleştirmek için halkının yarısını öldürdüğünü anlatır. Diğer gezegenleri de bunun için istila ediyor, onları öldürerek huzura kavuşturuyordur. Yine evlatlık kızı Gamora’yla tartışırken “Biz dünyamızda mutlu ve huzurluyduk. Sen halkımızı katlettin” sözüne Thanos mealen şu cevabı verir: “Aç ve sefil olarak mı? Çok kalabalıktınız. Ben gezegeninizi fazla yükten kurtardım”

Thanos’un maksadı diğer kötüler gibi sömürü değil daha iyi bir dünya düzeni için gücü bunu kullanmaktı. Bu taşlar sayesinde tek parmağını şıklatarak, evrenin (dünyanın) yarısının nüfusunu yok edecektir. Böylece yükü atılmış, az kimsenin olduğu bir dünya kurulacaktır.

Yeni dünya’nın kurdu

Yeni Dünya’nın Kurtları kitabında bize Fabian Cemiyeti anlatılıyor. Bu cemiyet, daha iyi bir dünya düzeninin kurulması için edebi, felsefi, ilmi, siyasi her türlü çalışmayı yapmak için kurulmuştur. Fabian’ların içinde çok meşhur simaları görürüz. Toplantıları, kitap okuma listeleri, yazdıkları dünya çapında meşhur olan kitaplar, siyasi, dini faaliyetleri… vs.

Kitapta dünyaya yön veren kimseler, cemiyetler, bunların aralarındaki münasebetler, ortak ve farklı hedefleri anlatılıyor. Kitap size sadece bir fotoğraf sunuyor ve herhangi bir yorumda bulunmuyor. Yani piyasadaki benzerlerinde olduğu gibi “her şeyin arkasında olan”a değil de herkesçe bilinen, aleni olana dikkat çekiyor. Anlatılanları isteyen iyiye isteyen de kötüye yorabilir.

Avengers Infinity War Part 1’de de Thanos’un motivasyonu, bu kitabın “Biyolojik Savaş” bölümünü hatırlatıyor. Yazının başında naklettiğimiz Bertrand Russell’ın sözleri, daha iyi bir dünyanın kurulması için fazla nüfustan kurtulmak gerektiği fikrine dayanıyor.

Başka bir kitabında sosyalizmin nihai hedefi olan mutlu ve huzurlu bir dünya için yapılması gereken nüfus politikası hakkında Russel şunları söylüyor:

“Sosyalizm, bilhassa milletlerarası sosyalizm, istikrarlı bir sistem olarak ancak nüfus sabit ya da sabite yakın olursa mümkündür. Ziraî metotlardaki gelişmeler sayesinde hafif bir artışla başa çıkılabilir, fakat hızlı bir artış nihayette tüm nüfusu fakirliğe sürükleyecektir… Dünyadaki beyaz nüfusun artışı yakında duracak. Doğum nispetleri, harp ya da sâri hastalık olmaksızın, nüfusu sabitleyecek kadar düşmeden evvel Asya ırkları daha uzun, zenciler daha da uzun kalacak… Bu olana kadar, sosyalizmle hedeflenen faydalar kısmen gerçekleşecektir ve daha az doğurgan ırklar daha doğurgan ırklara karşı kendilerini, her ne kadar ihtiyaç duyulsa da iğrenç metotlarla müdafaa etmek mecburiyetinde kalacaklardır.”  (B. Russell, “Prospects of Industrial Civilization”, George Allen & Unwin, Londra 1923, s.273)

Bertrand Russell

Nüfus planlaması hakkında H.G. Wells, Russell ile hemfikir olarak şunları yazar:

“Mevzubahis yerlerde planlı bir nüfus politikası gütmeliyiz. Propaganda yayınları bilhassa basın, radyo, filmler, kitapçık, kısa broşürler, terbiye ile alakalı sunumlar vb. vasıtasıyla nüfus, çok çocuk sahibi olmanın ne kadar zararlı olduğuna ikna edilmeli. Çocukların yaptığı masrafa dikkat çekmeliyiz ve bunun yerine bu parayla neler alınabileceği gösterilmeli. Doğumlar esnasında kadın sağlığında meydana gelebilecek büyük tehlikeler anlatılmalı ve buna benzer şeyler.

Bu propaganda dışında, doğum kontrolü destekleyen propaganda yaygınlaşmalı. Bu sektörde ihtisaslaşmış bir sanayi meydana getirilmeli. Doğum kontrolün ne tasvibi ne de neşredilmesi yasak olmalı, kürtaj hakeza. Kürtaj enstitülerinin kurulmasını kesinlikle teşvik etmeliyiz -Ebelere ve hemşirelere kürtaj talimi verilebilir. Kürtajlar daha profesyonelce gerçekleştikçe daha fazla nüfus buna inanacaktır. Ve tabii ki doktorlar, ettikleri yeminin ihlâli mevzubahis olmadan kürtaj yapabilmeliler. Halk kitlelerini bir kere tek ya da çift çocuk sistemine ikna edebildik mi, hedeflediğimiz maksada ulaşmışız demektir.”

Buraya kadar her şeyi belki normal görmek mümkün olabilir. Dünya devletlerinin çoğunun nüfus politikaları olduğu bir vakıa. Ancak insanı korkutan şey bunun ne için ve ne şekilde yapılacağı meselesinde düğümleniyor.

Thanos’un Dr. Strange ve Gamora ile yaptığı konuşmalarda, mutlu ve huzurlu bir dünya için nüfus yükünün atılması gerektiği, bunun için her şeyin yapılması, icabında insanların kısa yoldan öldürülerek problemin halledilmesi fikrine inandığı anlaşılıyor. İşte bunlar Russell’ın “…Eğer dünyanın her yerinde her nesilde bir veba salgını olabilseydi, kalanlar dünyayı böyle tıka basa doldurmadan doğurabilirdi… Vaziyet belki biraz hoş olmayacaktı ama ne olacak? Hakiki yüksek zekâlı insanlar mutluluğa karşı kayıtsızdır, bilhassa diğer insanlarınkine.” bu sözlerine tam uyuyor.

Dr. Strange ve maslahat prensibi

Umumun menfaati demek olan maslahat tarih boyunca her zaman ve zeminde hukuki bir kaynak olmuştur. İyi olan bir iş için az bir kimsenin menfaatinin feda edilmesi çok defa mevzubahis olmuştur.

Maslahatı en bariz ve çarpıcı olarak Osmanlı tarihinde, kardeş katli meselesinde görmekteyiz. Osmanoğulları devletinin bekası, milletinin dirlik ve düzeni için kendi canından, kanından, sevdiklerinden vermiştir. Aksi halde diğer Türk devletlerinde görüldüğü gibi bir asırı geçmeden dörde beşe bölünen devletlerden biri olacaktı. Ki bu Osmanlı’nın en çok tenkid edilen meselelerinden biridir.

Bunun filmle ne alakası var, diyebilirsiniz. Ancak Thanos taşlardan birini(ruh taşını) almak için canından çok sevdiği kızı Gamora’yı gözyaşları içinde öldürüyor. Sırf nüfusun yarısını yok edip kalan insanları rahata kavuşturmak için… Hadi diyelim ki o kötü ve yaptığı yanlış. İyilerin tarafına bakalım.

Filmin kırılma noktası olan sahne; Dr.Strange, Ironman, Spiderman ve Galaksinin Koruyucuları’nın Thanos için yaptıkları planda saklı. Ironman planı Thanos’un gezegeni Titan’da yapmak ister. Niyeti onu dünyadan uzak tutup burada işini bitirmektir. Dr. Strange’deki zaman taşını da yem olarak kullanacaktır.

Thanos beklenirken ekip plan için tartışıyordur. Kadim felsefeyi temsil eden Dr.Strange ise zaman taşını kullanarak gelecekte yaşanabilecek ihtimallerin hepsine bakar. Zihninde bütün ihtimalleri taradığında 14 milyon farklı yol görür. Hepsinde netice hüsrandır. Ancak bir tek yol vardır. İşte plan da buna göre yapılır. Plan uygulanır, ancak Starlord yüzünden mücadeleyi kaybederler.

Thanos Ironman’i öldürecekken bir anda Dr. Strange onu öldürmemesi karşılığında zaman taşını verebileceğini söyler. Halbuki Titan’a giderken Dr. Strange Stark’a, ‘bu taş için sen dahil kim ölürse ölsün taşı vermem’ demişti. Ancak şimdi kendi eliyle taşı Thanos’a verdi.

Kafamı koparmalıydın

Vision adlı android, kafasındaki son taş olan zihin taşının, umumun menfaati için parçalanıp yok edilmesi gerektiğini söylüyor. Ancak Vision’a zarar verilmeden kafasından sökülmesi lazım. Filmde kahramanlar Vision’dan taşı sökemeden Thanos geliyor. Vision’a aşık olan Wanda, gözyaşları içinde taşı parçalayarak onu öldürür. Thanos, zaman taşını kullanarak zihin taşını eski haline getirip eldivenine takar.

Thanos bütün taşları topladığı anda Thor, göğsüne baltasını saplayarak onu durduruyor. Fakat Thanos “bununla kafamı koparmalıydın” diyerek parmağını şıklatıyor. Böylece evrendeki insanların yarısı, toza dönüşerek yok olmaya başlıyor.

Bu andan itibaren pek çok kahraman da kül gibi dağılıyor. Dr. Strange de bunlardan biri. Ölmeden önceki son sözleri Stark’a bakarak “başka yolu yoktu” oluyor. Meğer Dr. Strange insanlığın faydası, evrenin kaderi ve Avengers’in kazanması için kendini de feda edeceği bir ihtimali seçmiş.

Film Thanos’un hedefine ulaşmanın mutluluğu ile güneşin batışını seyrettiği sahneyle bitiyor.En sonundaki ek sahne de ise Captain Marvel filmi haber veriliyor.

Netice

Herkesde Marvel’in başını çektiği fantastik film furyasının çizgiromanlardaki hikayelerden oluşturulduğu düşüncesi hakim. Ancak bu çizgiromanlar da felsefi ve ideolojik kaynaklardan beslenerek hazırlandı. Şimdi ise günümüz tasavvuruna göre filmlerde tekrar revize edilerek sunuluyor.

Genç kuşakların yakından takip ettikleri bu filmlerin eğlence, aksiyon, macera boyutu çok fazla olduğu için de işlenen fikirler seyircinin gözüne batmadan, arkaplanda kalıyor. Marvel başta olmak üzere DC, Warner Bros gibi pek çok global şirket temelde aslında aynı maksadın hizmetçileri.

Mehmet Hasan Bulut’un “Yeni Dünya’nın Kurtları” kitabı da son yüzyıllık geçmişte yaşanan inkılap hareketlerine ışık tutan bir kitap. Thanos karakterinin de kitapta geçen “Biyolojik Savaş” bölümünde anlatılanlara birbir uyması hayli şaşırtıcı ve korkutucu.

Kitapta buna benzer daha pek çok bölümü günlük hayatta, popüler kültür içinde görmek mümkün. Yeni Dünya’nın Kurtları komplo teorisine kaçmadan, gerçekçi bir müşahadeyle pek çok tespiti barındırıyor. Kitap ciddi bir araştırmayla, kaynaklı, dipnotlu şekilde size son yüzyılın fotoğrafını, derli toplu sunuyor. İyi veya kötü hissetmek size kalmış.

 

Notlar:

Kitap hakkında bilgi ve yazarın röportajı için bkz: http://www.turkiyegazetesi.com.tr/kultursanat/390991.aspx

Kitabı temin için: http://www.kitapyurdu.com/kitap/yeni-dunyanin-kurtlari/394857.html

 

CEVAP YAZIN

Please enter your comment!
Please enter your name here

WordPress spam blocked by CleanTalk.