Kelâmbaz

Röportaj: Tüm Afrika’nın Dostları Derneği

TADD kurucusu Dr.Bilgehan Güntekin ile Tüm Afrika Dostları Derneği hakkında hem hüzünlü hem de ümit verici bir röportaj gerçekleştirdik. Röportaj talebimizi geri çevirmediğinden ötürü kendisine teşekkür ediyoruz.

-Efendim, en baştan başlarsak TADD neden kuruldu, derneğin kuruluş hikayesini bizimle paylaşır mısınız?

TADD bendeniz tarafından 2015 yılı şubat ayında kuruldu. 2014’ün ekim ayında  bir sağlık organizasyonu için gönüllülerle birlikte Çad’a gitmiştim. Kendim kulak burun boğaz mütehassısıyım ve Çad’ın başkenti Encemine’de yaklaşık iki hafta boyunca gönüllü olarak sağlık hizmetlerinde bulundum. Oradaki Afrikalı kardeşlerimize sağlık hizmeti sunmaya gayret ettim. Orayı görmek benim hayatımda bir milat oldu. Çad dünyanın en geri kalmış ülkelerinden biri, sağlık hizmetlerinin en düşük seviyede verilebildiği bir yer. Başkentte olmamıza rağmen orada görmüş olduğumuz manzaralarlar, yaşadığımız olaylar, çaresizlik, insanların doktora ve hekime ulaşamaması, hekimin olmaması, teknolojinin olmaması, elektriğin olmaması, suyun olmaması… Her şey beni çok etkiledi. Afrika dediğiniz zaman varlığın yok, yokun çok olduğu bir coğrafya olduğunu görüyorsunuz. Bazen röportajlar da soruyorlar, yok yok yok diyorum inanamıyor karşımdakiler, gerçekten yok yok.

Dönüş yoluna geçip uçağa bindikten sonra bizim hayat çok farklı bir hal almaya başladı. Bir anda aklımda o arkamda bıraktığım hastalar belirdi. Düşünebiliyor musunuz, koskoca Çad’da bir tane kulak burun boğaz uzmanı var demişlerdi. Hiçbiri ameliyat olamayacak, hiçbiri muayene olamayacak hiçbirine ilaç vermeyecekler. Onları geride bıraktım, nasıl bıraktım, biz gidiyoruz, biz gidersek şimdi onlara kim bakacak? Bu psikoloji beni darmadağın etti. Gözlerimden yaşlar süzülüyor böyle dakikalarca, saatlerce ağladım. O insanların çaresizliğine derman olamamak karşısında çaresiz kaldım. Uçaktan indiğimde kararımı vermiştim. Ben de bir dernek kuracağım, ben de bu işte varım dedim. Bu mazlumların yanında yer alacağım dedim. Allahın izniyle onlara daha fazla hizmet etmek için elimden geleni yapacağım diye söz verdim kendi kendime. Yüce Allah’a hamdolsun ki o zaman 29 Ekim günüydü hiç unutmuyorum, çok kısa bir sürede, şubat 2015’te TADD’ı  kurmayı Allahü Teala nasip etti ve bugünlere geldik. Bugün artık beş yaşımızdayız çok şükür ve bir çok Afrika ülkesinde binlerce hatta yüzbinlerce Afrikalı kardeşimizin hayatına dokunmuş olmanın mutluluğunu ve kıvancını yaşıyoruz.

-Tahmin ediyoruz ki Afrika’ya yardım götürmek zor bir iş. Bu ancak gerçek bir sevgi ve fedakarlık ile olur. Afrika’da sizi en çok çeken şey nedir? Unutamadığınız hatıralarınız var mı?

Tabi ki öyle. Burada insanı çeken bir cazibe var. En başta insanları. İnsanların mütebessim oluşu, huzurlu oluşu, mütevekkil oluşu, isyan etmemeleri. Bunlar beni çok etkiledi. Ve tabii büyük kısmı Müslüman, Müslüman kardeşlerimiz bunlar. Dini yalın bir şekilde yaşamaları, iman etmeleri, samimi olmaları. Bir namaz vakti mesela akşam vakti biz işimiz bitti dönüyorduk, akşam ezanı okunduktan sonra binlerce insanın sokaklarda namaz kılması beni çok etkilemişti. Orada yapmış olduğumuz ufak tefek sağlık müdahalelerinde bile insanların çok müteşekkir olmaları ve insanların, çocukların bile cömert olması beni çok etkiledi. Kulağına ufak bir müdahalede bulunduğum bir adamın(ki çok kısa sürdü 3-5 saniye) müdahaleden sonra oturup dakikalarca ağlayarak dua etmesi…

Birgün çocuklara şeker dağıtıyoruz, çocuk el uzatıyor şekere, 3-5 tane alıp çıkarken babası seslenip ona bir tane aldırtıyor, asla açgözlülüğe izin vermiyor. Ve o dört beş yaşlarındaki çocuğun da sessizce bir tane şeker alıp çıkması… Orada haşlanmış yumurta elde satılıyor, değerli bir şey yumurta Afrika’da. Çocuğun elinde yumurta var, bana muayeneye gelmiş ben elimi uzatıp istiyorum, hiç itiraz etmeden bana uzatması, vermesi… Bunları müstesna hatıralar olarak hatırlıyorum.

-Afrika zor bir coğrafya. Burada yardım faaliyetleri esnasında karşılaştığınız zorluklar oluyor mu?

Tabi ki oluyor. Zor bir yerde sıcak havada, kaldığımız yerde çok sıkıntılar yaşadık. Elektriğin, suyun olmadığı yerlerde sağlık hizmeti vermeye çalışıyorsunuz. Acilen ameliyat edilmesi gereken hastalar geliyor, kısıtlı imkanlarla onlara müdahalede bulunuyorsunuz. Her şeyin kısıtlı olduğu bir coğrafyada hiç tahmin etmediğiniz sıkıntılar yaşıyorsunuz.

Bir sefer de çok ilginçtir valizim gelmedi, 4-5 gün valizsiz kaldım. Üzerimde ki eşyalarla, sırt çantamdaki bir kaç eşya ile baktım ki böyle de yaşanabiliyormuş. Valizim geldikten sonra baktım ki ne kadar çok eşya getirmişim, ne kadar fazla malzemeyle yaşıyoruz. Bu Afrikalı kardeşlerimiz üç beş parça ile yaşarken, biz yüzlerce binlerce parça ev eşyası, o kadar gereksiz bir israfın ve savurganlığın içindeyiz ki, bunu dehşetle gördüm. Tıbbi malzemelerimin, muayenehane malzemelerimin olduğu kocaman çantamda dahil her şeyimi bırakarak yine bir tek sırt çantası ile ülkeme döndüm.

Yoruluyorduk gerçekten zaman zaman, ülkemizi özlüyorduk. Hatta diyordum ki Türk Hava Yolları’nın uçağını göreyim, kapısını öpeceğim diyordum bazen. Gelgitler yaşıyoruz bir yandan hizmet etmek güzel, bir yandan tabi memleket özlemi ve yaşadığınız hayatı özlüyorsunuz. 

-TADD olarak ne tür faaliyetler yapıyorsunuz? Faaliyetlerinizden ve projelerinizden bahseder misiniz?

TADD’ı bir Afrika derneği olarak kurduk. Eğitim, sağlık ve ekonomik alanda Afrika ile ülkemiz arasında iş birliğini arttırmak ve yardımlarda bulunmak ve Afrika’nın kendini dönüştürmesi için kendine yeter hale gelmesini sağlayacak numune projeler üreterek diğer STK’lara örnek olmak için kuruldu. Bugüne kadar dediğim gibi yüzbinlerce kardeşimizin hayatına dokunduk ve dokunmaya da devam ediyoruz. İnşaallah bu hizmetler kıyamete kadar sürer diye ümit ediyorum.

Bir çok projemiz var. Öncelikle şunu söyleyeyim, dört tane büyük sağlık organizasyonu yaptık. İnşaallah bu sene içinde iki tane Etiyopya Warobe ve Afar bölgesini planlıyoruz. Sağlık projelerine TİKA ile birlikte gidiyoruz. Son yaptığımız, sadece diş hekimlerinden oluşan ve Tanzanya’ya giden bir ekipti örnek olarak. Orada mesela Darüsselam’da ilk implant eğitimini bizim ekibimiz, hem de Türk implant firmasının ürettiği cihazlarla yaptı. Onun dışında da daha önce iki kez Uganda bir kez de Etiyopya Afar’a büyük sağlık organizasyonları düzenledik. Yaklaşık onbeş gün kamp şeklinde oldu. Bunların içinde kadın doğum, genel cerrahi, üroloji, çocuk dahiliye, aile hekimliği, kulak burun boğaz ve diş hekimliği oldu. Gittiğimiz yerlerde 5000 kişinin hayatına dokunduk, en az 150 civarında büyük ameliyat yaptık. Her gittiğimiz yerde büyük övgü ve dua aldığımıza inanıyorum. Ve ülkemizi çok iyi temsil ettik.

Sağlık hizmetleri dışında şu an 135. su projesindeyiz. Özellikle Uganda, Sudan, Etiyopya bölgelerinde, Doğu Afrika’da su kuyuları açıyoruz. Bunlar klasik yani artezyen su kuyularından klasik pompalı su kuyularına kadar çok çeşitli su kuyuları açıyoruz. Bunların maliyetleri 3000 $’dan  başlıyor 10.000 $’a kadar çıkıyor. Ayrıca yine Tanzanya Zanzibar’da yaptığımız güneş enerjisi, su dağıtımı ve tarım projelerimiz var. Burada da güneş enerjisi ile yaklaşık 100 metreden çıkardığımız suyu yerden yedi metre yükseklikteki bir depoya çıkararak, oradan köyün içine inşa ettiğimiz yedi sekiz adet çeşmeye suyu iletiyoruz. Daha önce beş altı saat belki daha fazla yürüyerek suya kavuşmak isteyen Afrikalı kardeşlerimiz, bir anda kapılarında suyu buluyorlar. Bu inanılmaz bir proje ve bunun dışında projenin içinde tarım alanlarındaki bahçelere de yarımşar tonluk küçük havuzlar yapıyoruz. Aynı Şekilde suyu o noktalara da veriyoruz ve tarım alanında kuraklık yağmur yağmadı gibi bir dert olmuyor sürekli suya kavuştukları için kendilerine yetecek kadar tarım yapabiliyorlar.

Yine ramazanlarda yaklaşık  20.000 kişiye kadar iftar veriyoruz. Son Ramazan’da 2200 den fazla aileyede ramazan kumanyası dağıtımı yaptık. Destekçilerimizin sayısı arttıkça bu sayılar da gün geçtikçe artıyor. Kurban organizasyonları yapıyoruz. İnşaallah bu sene de beşinci kez Afrikadayız. Sudan, Uganda ve Etiyopya’da kesimlerimiz olacak. Geçen sene Somali’yi de eklemiştik. Binlerce kardeşimizin et yemesine vesile olacağız diye ümit ediyorum. Bu bayram onların da bayramı olacak inşaallah. 

Onun dışında güneş kiti dağıtıyoruz. Biliyorsunuz afrikanın büyük bir kısmında enerji problemi var ve elektrik dağıtımı şebekesi yok. Maalesef gece Afrika kapkaranlık. Bunu gidermek, yaralarına biraz merhem olabilmek için, güneş kitleri dağıtıyoruz. 50-60 dolar civarında maliyetleri var. Gece 13 saate yakın iki tane led ampulden ışık elde edebiliyorlar. Bu ışıkla hem sosyal hayatlarını zenginleştiriyorlar hem de küçük çocuklar rahatlıkla ders çalışabiliyor. İnşaallah onlar da Afrika’nın geleceği için önemli olacaklar.

Afrikalı kardeşlerimizin acil ihtiyaçları olduğunda, mesela Sudan’dan tıbbi malzeme ihtiyacı talebi geldi, hemen çok şükür temin edip iletebildik. Nijer’den diyaliz malzemeleri ihtiyacı geldi hemen onları temin edip gönderdik. Onun dışında öğrenci kardeşlerimizin burs almaları gerekmiyor, çeşitli ihtiyaçları olabiliyor. Öğrenci kardeşlerimizin sosyal faaliyetleriyle ilgili onlara da elimizden geldiği kadar destek oluyoruz. Ev tutuyorlar, malzeme ihtiyacı, eşya ihtiyacı oluyor, seyahate gidecek oluyorlar. Türkiye’de organizasyonlar oluyor, bazen yurtdışında projelere gitmeleri gerekiyor, onların desteği gerekiyor. Biz o kardeşlerimizin hep yanlarında olmaya gayret ediyoruz. Açıkçası yalnız olmadıklarını hissettirebilmek ve TADD’ın onların bir evi olduğunu, evi yuvası olduğunu hissettirmeye gayret ediyoruz. Çünkü TADD demek Afrika’nın dostu demek, zaten açılımımız Tüm Afrika’nın Dostları Derneği.

-Ülkemizde öğrenim gören çok sayıda Afrikalı genç olduğunu biliyoruz. Bunlarla temasınız var mı, ne gibi faaliyetler yapıyorsunuz?

Ülkemizde eğitim gören sayısı 20.000’e kadar çıktığı söylenen Afrikalı öğrenci kardeşlerimiz var. Bunlar bizim gönül elçilerimiz, ülkelerine gittiklerinde birer parçamız oluyorlar. Tabi uzun yıllarını burada geçiriyor ve Türkçe’yi çok iyi öğreniyorlar. Bu kardeşlerimiz ilerisi için Türkiye-Afrika ilişkilerinde çok önemliler. Türkiye-Afrika arasındaki ticari ve siyasi ilişkilerin arttırılmasında da çok önemli hizmetler yapacaklarına inanıyoruz. Biz bu kardeşlerimize burs veriyoruz. Burada ve her geçen yıl burs sayısı artıyor. İnşallah bu sene yüzlü rakamlarla burs vermeyi düşünüyoruz. Afrika ülkelerinden gelen kızlı erkekli 20-25 kardeşimizle her ayın ilk çarşambası toplanıyoruz. TADD’lı sohbetler adı altında bir programımız var. Sahasında etkili olan isimleri, yazar çizer, gazeteci, işadamı, akademisyen, sanatçı bir araya getirerek sohbet toplantıları düzenliyoruz. Bunlara bizim gönüllülerimiz de katılıyor. Yaklaşık yüzden fazla kişiyle çok güzel keyifli sohbetler yapıyoruz. Her ayın ilk çarşambası müsait olan dostları bekleriz bu arada.

-Bu kadar faaliyeti yürütmek ciddi bir gayret ve motivasyon gerektiriyor. Bu motivasyonun en temelinde ne var?

Gerçekten biz Afrika dostuyuz, kendimizi böyle tanımlıyoruz. Bütün bu hizmetleri yaparken bir şey var, çok önemli bir şey var: İyilik yapan mı iyilik yapılan mı daha mutlu sorusunu soruyoruz kendi kendimize bunun sonunda iyilik yapanın daha mutlu olduğuna bizzat kendimiz şahit olduk. Başka kardeşlerimizin de buna şahit olmalarını istiyoruz. Bu bir iyilik yapma duygusu. Bunu herkese yaymak gerekiyor. Bir mottomuz var; hepimizin iyilik yapmaya ihtiyacı var. Biz buna yürekten inanıyoruz, aslında iyiliği hep kendimize yapıyoruz. İyilik yapmanın insan ruhuna en iyi gelen şey olduğuna inanıyoruz. Bütün Türkiye’deki kardeşlerimizi de bu harekete katılmaya destek vermeye, o kardeşlerimize sahip çıkmak için bizimle birlikte olmaya davet ediyorum. Biz Afrika kendine yetecek hale gelinceye kadar bu hizmetleri sürdürmeye devam edeceğiz inşaallah.

-Bilgehan Bey; bu güzel faaliyetleri gerçekleştirip, dünyanın bir ucunda yardım bekleyen kardeşlerimize, bizim bayrağımız altında yardım getirdiğiniz için hem Kelâmbaz ekibi hem Türk milleti adına, hem şahsınıza hem TADD gönüllülerine en samimi şükranlarımızı sunuyoruz. Allahü Teala yar ve yardımcınız olsun.

 

Bir hisse bedeli, vekalet, kesim ücreti ve tüm masraflar dahil olmak üzere 600₺’dir.

Hesap Adı: Tüm Afrika’nın Dostları Derneği

Hesap numaralarımız:
İş Bankası Fındıkzade Şubesi (1068)
TL IBAN: TR11 0006 4000 0011 0681 0266 26
USD IBAN: TR69 0006 4000 0021 0683 3942 20
EURO IBAN: TR52 0006 4000 0021 0683 3942 35
SWIFT Kodu: ISBKTRIS

Açıklama kısmında lütfen telefonunuzu ve 2019 Kurban Bağışı olduğunu belirtiniz.

Eğer banka hesabına ödeme yaparsanız VEKALET için lütfen 0212 533 2820 veya 0542 452 1242 numaralı telefonlarımızı arayınız.

Kurban kesim videonuz Whatsapp üzerinden gönderilecektir.

 

Kelambaz

Kelambaz

Tarih • Kültür • Edebiyat • Fikir • Aktüalite

Yorum Yaz