Özbekistan Gezisi sonrasında Müslüman medeniyetinin geçmişini okumak ve günümüzdeki halini görmek bana daha anlamlı gelmeye başladı. Bu nedenle Balkanları gezmeye karar verdim. Gezi esnasında Balkanlar ile güçlü tarihi bağlarımız olmasına rağmen benim bunun hakkında ne kadar az bilgiye sahip olduğumu farkettim. Balkanlara turist olarak gelen Türkler hakkındaki gözlemlerim de bu yöndeydi ve bu nedenle bir yazı kaleme almak, gezi öncesi ve sonrasında öğrendiklerimi anlatmak istedim.
Bir şey bilmeden gelen turistler tarihi ve doğal güzellikleri ziyaret ettikleri halde Balkanların yapısına ve tarihine uzak oldukları için bu güzellikleri tam olarak okuyamıyor ve tefekkür anlamında bir kazanç elde edemiyorlardı. Bu da onların yalnızca cami süslerini, nehirlerin renginin güzelliğini ve yemek fiyatlarını Türkiye ile karşılaştırmaya itiyordu. Özellikle çift olarak gelen Türk turistlerde hanımlar manzara ve tarihi doku ile keyifli şekilde fotoğraf çekinip mutlu mutlu gezinirken, erkekler eşlerinin tatil ihtiyaçlarını karşılayan konu mankenlerine dönüşüyorlardı.
Tarihi ve doğal güzelliklerden zevk almak ve yemeklerini denemek elbette kötü bir şey değildi fakat “sadece” bunları yapmak aslında burada edinebileceğiniz birçok his ve düşüncenin perdelenmesine sebep oluyordu. Yani bu bölgeler sadece doğal ve tarihi güzellikler önünde fotoğraf çektirmekten ibaret değildi. Ben de bu nedenle Balkan gezisini nasıl daha anlamlı hale getirebileceğinize dair bir yazı kaleme almak istedim.
Bu gezimde Saraybosna’dan başlayıp bir çember çizerek Türkiye’nin bordo pasaportunun vizesiz girebileceği 6 ülkeyi gezip Türkiye’ye geri döndük. Bunlar: Bosna-Hersek, Karadağ, Arnavutluk, Kuzey Makedonya, Kosova ve Sırbistan’dı. Bu güzergahı gezmek isteyen ve araba kiralayacak kişilerin ya Saraybosna’dan ya da Üsküp’ten başlamalarını tavsiye ederim. İkisi de Türklere aşina ve diğerlerine göre gelişmiş şehirler.
Bu rota ile ilgili muhafazakar bakış açısından yazılmış güncel bir yazı serisinin ilkine buradan ulaşabilirsiniz. Ben ise bu yazılarda Balkanlara yönelik bakış açımızı geliştirmeyi amaçlıyorum. Aslında araştırarak hepsini öğrenebileceğiniz bilgileri organize ederek daha anlaşılır hale getirmeye ve çeşitli neden-sonuç ilişkileri kurmaya çalışacağım. Umarım faydalı olur.
Bölgenin İsmi ve Jeolojik Yapısı
Balkan ismi, Türkçe kökenli bir kelime ve “dağlık” veya “dağlar” anlamına geliyor. Bu isim, Balkan Yarımadası’nın coğrafi özelliklerini tanımlamak için kullanılmış. Bölgeye adını veren Balkan Dağları, Bulgaristan’da uzanan ve yarımadanın orta kısmında yer alan bir dağ sırası. Osmanlılar, bu dağlık bölgeyi tanımlamak için “Balkan” kelimesini kullanmışlar ve zamanla bu isim, yarımadanın tamamını ifade eden bir terim haline gelmiş. Bu nedenle, Balkan Yarımadası veya kısaca Balkanlar terimi, bölgenin dağlık coğrafyasına atıfta bulunuyor.

Balkan Yarımadasının sınırlarını şu şekilde tanımlıyorlar:
Kuzey Sınırı
- Sava ve Tuna Nehirleri: Balkanların kuzey sınırı genellikle Sava ve Tuna Nehirleri boyunca uzanır. Bu nehirler, Slovenya, Hırvatistan, Sırbistan ve Romanya’nın sınırlarını oluşturur.
- Balkan Dağları (Stara Planina): Bu dağlar, Bulgaristan’ın orta kısmından doğuya doğru uzanır ve adını bölgeye verir.
Batı Sınırı
- Adriyatik Denizi: Balkanların batı sınırı, Adriyatik Denizi boyunca uzanır. Bu deniz, Slovenya, Hırvatistan, Bosna-Hersek, Karadağ ve Arnavutluk’un batı kıyılarını oluşturur.
- Dinara Dağları: Bu dağ sırası, Hırvatistan ve Bosna-Hersek arasındaki sınırı belirler.
Güney Sınırı
- İyonya Denizi ve Akdeniz: Balkanların güney sınırı, İyonya Denizi ve Akdeniz boyunca uzanır. Bu denizler, Arnavutluk ve Yunanistan’ın güney kıyılarını oluşturur.
Doğu Sınırı
- Ege Denizi, Marmara Denizi ve Karadeniz: Balkanların doğu sınırı, Ege Denizi, Marmara Denizi ve Karadeniz boyunca uzanır. Bu denizler, Yunanistan, Türkiye (Avrupa kısmı) ve Bulgaristan’ın doğu kıyılarını oluşturur.
- Pindus Dağları: Bu dağ sırası, Yunanistan’ın batı kısmında yer alır ve bölgenin iç kısmını Adriyatik kıyılarından ayırır.
Sınırları Aşan Demografik Faktörler
Balkanları analiz edebilmek için bilmemiz gereken en önemli şeylerden bir tanesi de burada yaşayan insanların karakteristik özelliklerini anlayabilmektir. Bunu bilmezsek ülkelerarası ve ülke içindeki dengeleri çözmekte zorlanırız. Kültür farklılıklarını ve insanların bakış açılarını anlayamayız. Mesela burada yaşayan milletleri bilmeden Karadağ veya Kuzey Makedonya’da Arnavutluk bayrağı gördüğümüzde bunu şaşırtıcı bulabiliriz. İşte bu nedenle demografik yapıyı bilmek ve hikayelerini okuyabilmek önemlidir. Demografik yapı için dikkat etmemiz gereken en temel iki parametre ırk ve dindir.
Balkanları domine eden temel ırk Güney Slavları olarak adlandırılır. Bu kapsayıcı terimin dışında kalan tek millet Arnavutlardır. Güney Slavları, Güneydoğu Avrupa’da, Balkanlar’da yaşayan bir Slav halk grubudur. Güney Slavları, dilleri, kültürleri ve tarihi geçmişleriyle birbirine yakın olan farklı etnik gruplardan oluşur. Slav halklarının kökeni Doğu Avrupa’ya dayanır. 6. ve 7. yüzyıllarda Slavlar, Doğu Avrupa’dan Balkanlar’a göç ederek Güney Slav halklarını oluşturmuşlardır.
Güney Slavları, çeşitli etnik gruplardan oluşur. Başlıca Güney Slav etnik grupları şunlardır:
- Boşnaklar: Bosna-Hersek’in en büyük etnik grubudur. Ayrıca Sırbistan’ın Sancak bölgesi ve Karadağ’da da yaşarlar.
- Makedonlar: Kuzey Makedonya’da yaşarlar ve ülkenin ana etnik grubudur.
- Karadağlılar: Karadağ’da yaşarlar. Etnik olarak Sırplarla yakın ilişkilidirler, ancak kendilerini ayrı bir etnik grup olarak kabul ederler.
- Slovenler: Slovenya’da yaşarlar ve Slovenya’nın ana etnik grubudur.
- Bulgarlar: Bulgaristan’da yaşarlar ve ülkenin ana etnik grubudur.
- Sırplar: Sırbistan, Karadağ, Bosna-Hersek (Sırp Cumhuriyeti), Hırvatistan (özellikle Slavonya ve Dalmaçya) ve Kosova’da yaşarlar.
- Hırvatlar: Hırvatistan, Bosna-Hersek (özellikle Batı Bosna ve Hersek) ve Vojvodina’da yaşarlar.
Güney Slavlarını fenotipi modern dünyanın fiziksel idealine yakındır. İri yapılıdırlar. Açık tenli olmaları yaygındır, ancak Akdeniz etkisi ile daha koyu tenli olanları da görebilirsiniz. Mavi ve yeşil göz renkleri dikkat çekse de kahverengi göz rengine sahip çok fazla insanla karşılaşabilirsiniz.
Sırpça, Hırvatça, Boşnakça, Karadağca, Slovence, Makedonca ve Bulgarca birbirine benzeyen diller olarak kabul edilir. Ancak her birinin kendi özellikleri ve farklılıkları vardır.
- Sırpça, Hırvatça, Boşnakça ve Karadağca: Bu diller, ortak bir kökten gelir ve genellikle birlikte “Sırp-Hırvat dili” olarak adlandırılır. Farklılıklar, çoğunlukla yazı sistemi (Sırpça Kiril alfabesi kullanabilirken, Hırvatça ve Boşnakça Latin alfabesi kullanır), dini ve kültürel etkilerden kaynaklanır. Karadağca, Sırpça ile çok benzerdir ancak bazı fonetik ve dilbilgisel farklılıklar vardır.
- Slovence: Slovence, Güney Slav dilleri arasında yer alsa da, diğerlerinden daha erken ayrılmıştır. Dilbilgisi ve kelime haznesi açısından farklılıklar vardır, ancak yine de ortak kelimeler ve benzerlikler bulunur.
- Makedonca ve Bulgarca: Bu iki dil, çok yakın akraba dillerdir ve birbirine büyük ölçüde benzer. Her ikisi de Kiril alfabesi kullanır. Farklılıklar dilbilgisi ve bazı kelimelerde görülür, ancak karşılıklı anlaşılabilirlik yüksektir.
Bu dilleri konuşanlar genellikle diğerlerini anlamakta zorlanmazlar, özellikle de ortak tarihî ve kültürel bağlar sayesinde. Ancak her bir dilin kendine özgü özellikleri ve nüansları vardır.
Dinler
Balkan coğrafyasını dini açıdan analiz etmek de bize önemli bakış açıları sağlayacaktır. Bu bölgedeki dini inançları üçe ayırabiliriz:
- İslam: Boşnakların büyük çoğunluğu Müslümandır. Kosova’nın büyük bir çoğunluğu da Müslüman halktan oluşmaktadır. Baktığım raporlara göre Arnavutların da yarıdan fazlası Müslüman olarak tanınmaktadır. Makedonya’da çoğunluk olmasa da Üsküp’te Müslüman nüfusun kültürü son derece geniş biçimde hissedilmektedir. İşte bu yüzden Saraybosna, Üsküp ve Kosova’da kendinizi Türkiye’de gibi hissedebilirsiniz. Ayrıca, Sırbistan ve Karadağ’da yaşayan bazı Müslüman Güney Slav toplulukları da bulunmaktadır.
- Ortodoks Hristiyanlık: Sırplar, Karadağlılar, Makedonlar ve Bulgarların büyük çoğunluğu Ortodoks Hristiyan’dır.
- Katolik Hristiyanlık: Hırvatlar ve Slovenlerin büyük çoğunluğu Katolik Hristiyan’dır.
Bunları öğrendikten sonra ülkeler üzerinde değerlendirmelere başlayabiliriz.





"Genç Vicdânın Sesi"
Yorum Yaz