Kelâmbaz

Yılmaz Öztuna’nın Dilinden “Sultan Abdülhamid”

Tarihte yaşamış devlet adamlarını kritik ederken “hangi şartlar altında neler yapabildi?” sorusunu sorarız. Puanımızı buna göre veririz. Zor zamanlarda yapılan az bir işin, rahat devirlerde yapılan pek çok işten daha kıymetli olduğunu biliriz.

Duayen tarihçimiz Yılmaz Öztuna “II. Abdülhamid Zamanı ve Şahsiyeti” isimli kitabı 179-181. sayfalarda devletin en sıkıntılı ve çalkantılı devrinde başta olan Sultan Abdülhamid Han ve yaptığı hizmetler hakkında diyor ki;

Sultan Hamîd, yalnız devlet bütçesinden değil, hazîne-i hümâyundan da milyarlar harcayarak, büyük eserler yapmıştır. 1897 Yunan savaşının masraflarının büyük kısmını bile şahsî, atalarından mevrus servetinden karşılamıştır. Sultan Hamid’in yaptırdığı eserleri, açtığı müesseseleri burada saymak tamamen imkânsızdır. Bir kaçını anmak, bir fikir verebilir:

Fen fakültesi, edebiyat fakültesi, hukuk fakültesi (Mekteb-i Hukuk-ı Şâhâne), siyâsal bilgiler fakültesi (Mekteb-i Mülkiyye-i Şâhâne), tıp fakültesi (Mekteb-i Tıbbiye-i Mülkiye-i Şâhâne) (II. Mahmûd’un kurduğu tıbbiye, askerî idi), Beyrut, Şam, Bağdad, Selanik, Konya, Edirne şehirlerinde çeşitli fakülte ve üniversiteler, burada sayılamayacak derecede çok askerî orta ve yüksek mektepler, teknik üniversitesi (Mekteb-i Şâhâne-i Hendese-i Mülkiye, daha önce yalnız askerî ve bahrî mühendisler yetiştiren Mühendishâne-i Berri-i Hümâyûn ile Mühendishâne-i Bahrî-i Hümâyûn vardı), güzel san’atlar akademisi (Mekteb-i Şâhâne-i Sanâyi’-i Nefise), yüksek ticâret mektebi, Halkalı Yüksek Zirâat ve Baytar Mektebi, orman ve maâdin mektebi, deniz ticaret mektebi, yüksek muallim mektebi, lisan mektebi, orta öğretimde, hemen her sancak merkezinde birer îdâdî (lise), eğer 4 sınıflı kolej ise “sultânî” deniyordu ve hemen her kazâ merkezinde birer rüşdiyye (ortamektep), kız ve erkek sanâyi mektepleri, muallim ve muallime mektepleri, sağır dilsiz ve kör mektepleri, ayrıca binlerce ilkmektep.

Birçok müze ve kütüphâne kurduran, bunların örnek şekilde kataloglarını yaptıran II. Abdülhamîd devrinde Dârülaceze, Hamîdiyye su te’sîsleri, yüzlerce sanâyi, ziraat ve ticâret odası, belediye teşkilâti, telgraf hatları, postahâne, demiryolu, şose, köprü, birçok fabrika meydana gelmiştir. Yüzlerce talebe, başta Fransa ve Almanya olmak üzere, Avrupa’ya tahsile gönderilmiş, meselâ Türk hekimliğinin seviyesi, Avrupa derecesine çıkarılmış, birçok keşifleri olan, dünyaca tanınmış doktorlar yetişmiştir. Ziraat bankasının birçok şubesi açılmış, İstanbul, Beyrut, Selânik, İzmir ve daha birçok şehirde atlı sonra elektrikli tramvaylar yapılmıştır.

Bayındırlık ve ulaştırma alanında pek çok şeyi bunlara eklemek gerekir. Yüzlerce subay, doktor ve başka meslek sahibi genç mezunlar başta Fransa ve Almanya olmak üzere Avrupa’ya gönderilmiştir. Tıb gibi müsbet, epigrafi ve nümizmatik gibi sosyal ilimlerde tamâmen Avrupa çizgisine ulaşılmıştır. Hem doğu, hem batı dil ve kültürlerini edinmiş bir nesil yetişmiştir. Telefon ve otomobil bu devirde Osmanlı şehirlerine girmiştir. İstanbul ve Çanakkale Boğazları ile birçok askerî tesîs onarılmış, yeniden yapılmıştır. 1915’te Çanakkale, Sultan Hamîd istihkâmlarıyle kendini savunabilmiştir.

Dış borçları dikkatle ödemiş, devletin şan ve şerefi için gereken harcamaları ihmal etmeksizin tutumlu davranmış, devrinde az istikraz [borç alma] yapılmıştır. Sultan Hamîd’in mâlî politikası da bir çok târihçi ve mâliyeci tarafından övülmüştür.

1918’de tabiî ölümüne kadar tahtta kalabilseydi, Balkan ve Cihan savaşlarından Türkiye’yi koruyacağına muhakkak nazariyle bakılmaktadır. Dış politikası bu istikamette idi. İmparatorlukların tabiî ömürlerini tamamladıkları yıllar gelince de Türkiye, daha mâkul şekilde ve kendi irâdesiyle tasfiye yapabilecek, Türk olmayan ülkelere istiklâl verecek, onlarla maddi ve mânevi münâsebetlerini devam ettirecek, belki hepsinden mühim olarak 10 yıllık devamlı savaşlar döneminde yakılıp yıkılmayacak, bayındırlığı bozulmayacak, daha gelişecek, belki bundan da mühim olarak bu savaşlarda doğu ve batı hepsi kültürlerini nefislerinde birleştirmek bakımından emsalsiz olan ve genç bulunan bir nesil harcanmayacaktı.

Kelambaz

Tarih • Kültür • Edebiyat • Fikir • Aktüalite

Yorum Yaz

Bu site reCAPTCHA ve Google tarafından korunmaktadır Gizlilik Politikası ve Kullanım Şartları uygula.

ReCAPTCHA doğrulama süresi sona erdi. Lütfen sayfayı yeniden yükleyin.