Osmanlı münevverlerinden Muallim Naci “Mekteb-i Edeb” isimli kitabında ilim tahsilinin kıymetini ve kitap okumanın faydalarını şöyle anlatıyor;
“Beşikten mezara kadar ilim tahsiline çabalayınız” Hadis-i şerif
“İlim rütbesi, rütbelerin en âlisidir” Hadis-i şerif
“Tahsil-i ulema ol ki sai
Mahvolmasın ettiğin mesai” Muallim Naci
Allahü teala insan hayatının ilk aşaması olan çocukluk çağını bütün bütün insan vücudunun oluşmasına ve eksiksiz bir şekilde şekillenmesine tahsis etmiştir. Bu mübarek yaşları takip eden büluğ çağı [ergenlik] ki idrak kuvveti ve düşünme kuvveti ile, iyi ve kötüyü birbirinden ayırma kuvvetinin inkişaf ettiği, çocukluğun gaflet uykusundan uyanıldığı ve cehaletin karanlık perdesinin altından henüz kurtulup açığa çıktığı saadete yakın olduğu zamandır. Bu dönem, Cenab-ı Hakk’ın bütün insanlara bahş eylediği, bütün büyük nimetler ve güzel ihsanların en kıymetlisi olup hayat sermayesi olan vaktin en aziz ve en leziz kısmı işte bu zamandır. Bir çocuğun ebeveyn ve velileri bu saadet vaktinin ve kıymetli zamanın kaybolmasından dolayı halk ve âlemin Yaratıcısı nezdinde evlatlarından ziyâde kendileri mesûldur. Zira kendilerinin memur ve mükellef oldukları vazifelerin başlıcalarından biri de, vakit ve zamanın büyük kıymetini ve onun güzel şekilde kullanılmasını evlatlarına güzelce talim etmek ve anlatmaktır. Her şeyden ziyâde bu hususa dikkat ve itina sarf etmelidirler.
Osmanlı ediblerinden biri demiştir ki:
“En tesirli silah marifettir. Hepimiz bu silah ile mücehhez olmaya son dereceye kadar gayret etmeliyiz.”
Ey büluğ yaşına erişmiş olan genç! İnsanlar arasında muteber ve şerefli olmak istersen her şeyden ziyâde aziz ve her zamandan ziyade leziz ve kıymetli olan gençlik zamanını boş yere geçirmekten son derece sakın! Her şeyden ziyâde vakit kaybetmekten ve fırsat kaçırmaktan çekin ve tahsiline teşebbüs ve devam eylediğin ilimler ve fenler arasında cümleden ziyâde bu mühim fende ilerleyip yüksel! Fikir bahçende ekilmiş olan ilerleyip yükselme meyvesi veren ağaçların hediyesi yani meyvesi bu olsun.
Hikmet ve ezeli kudret sahibinin sana tayin ve tahsis eylediği hizmetleri ve vazifeleri layıkıyla icrâ etmelisin. Aziz ömrün müddetince ilkbahar ve yaz mevsimi gibi olan gençlik yaşlarında ömrün sonbahar ve kış mevsimi gibi olan kemâl ve ihtiyarlık yaşlarında gerekecek erzakları biriktirmelisin. Küçük yaşta fikir bahçesine her ne ekersen ihtiyarlık ve olgunluk yaşlarında ancak onu toplarsın. Fikir tarlana şimdi fazilet tohumları ek ki o vakit fazilet meyveleri toplayasın. İnsanın ömrü müddetinde nâil olabileceği saadet ancak işte bu gençlik çağının güzel kullanılmasına bağlıdır ve ancak onunla gerçekleşir. Onun kötüye kullanılmasında ise her çeşit fenalık beklenir ve gerçekleşmesi kesindir.
Bir genç, muallimleri tarafından kendisine verilen derslerden, nasihatlerden hakkıyla istifade etmeye ve vaktinin bir dakikasını bile kaybetmemeye gayret etmelidir.
İmam-ı Gazâlî Hazretlerinden:
“İlimlerde bu mertebeye nasıl ulaştın?” diye sual ettiklerinde:
“Her bilmediğim şeyi sormaktan ar etmemekle.” cevabını vermiştir.
Geçen zamanın iadesi mümkün değildir. İnsanın en kıymetli zamanı gençlik günleri olduğu halde yazık ki kıymeti bilinmez!
Aziz vakitler ki böyle zararlı ve faydasız şeyler ile geçirmekten ise eline esas faydaları olan bir kitap al da oku! Ah! İnsana okumak ne kadar faydalı ve lüzumludur! Hafıza kuvvetini malumat servetini çoğaltır. Düşünme ve hayal etme kuvvetini genişletir ve süsler. İyiliği ve kötülüğü ayırt etme ve muhakeme kuvvetini düzeltir ve güçlendirir. İsteklerini tadil ve tanzim; fikir ve düşüncelerini tashih ve ıslah eyler. İyi ve doğru mütalaa ve muhakeme etmeyi talim eder. Velhasıl fikirlerini nurlandırır ve yüceltir ve kalbini kötü arzu ve isteklerden tasfiye eder ve ulvi hisler ile doldurur. Adâp ve ahlâkını terbiye edip güzelleştirek ruhuna safa ve selâmet bahşeder. Ahlâkî faziletlere ve insani olgunluğa (kemale), sevk eder ve bunların zevk ve şevkine mazhar eyler. Kitaplar insanın sevgili nasihat vericileri ve hakikatli muhipleridir ki bizi rahatsız etmeden faydalı nasihatler verirler. Bizi azarlayıp bize eziyet etmeden kusurlarımızı bize beyan ederler. Haklarımızı ve vazifelerimizi ihtar ederler ve gaflet uykusundan bizi uyandırırlar. Bir kere bile hoşnutsuzluğumuza sebep olmadan hem bizi eğlendirir, hem de nefsimizi islah ederler.
İbnu’l-Mübarek kendisine:
“Cenab-ı Hakk sana bu akşam vefat edeceğini bildirse ne yapardın?” diyen adama:
“İlim tahsiline çalışırdım.” cevabını vermiştir.
Kral Alfons der ki:
“Kitaplar benim sevgili dostlarım, hakikatli müsteşarlarımdırlar. Zira riyakârlık ve dalkavukluk etmeden bana kendi vazifelerimi bildirir ve ihtar ederler.”
Kitaplar bizim kusurumuza bakmaz, gücenmez dostlarımız ve arkadaşlarımızdır ki istediğimiz vakit bizimle ülfet ve ünsiyet ederler. İstemediğimiz zaman da bize gücenmeden giderler. Hatta köylük bir yerde veya cahillerden müteşekkil bir cemiyet içinde bulunsak bile zevk ve şevk refakatleriyle bizi zevk ve şevk bulan kişi ederler. İnsanoğlunun bu mucidane fikrinin azameti şurdadır ki, eski eserleri ve geçmiş kavimleri, keşifleri ve icatları ve bilcümle insanoğlunun yaptıklarını gözümüzün önüne getirip bize seyr ve temaşa ettirirler. Onlar zevk ve safâ veren menbalardır ki ömrümüzün her hâl ve zamanında cereyan ederler ve her yaşta, hatta hayattan artık en az lezzet aldığımız ihtiyarlık yaşlarında bile bize sayısız zevkler bahşederler.
Kitapların bağışladığı bu zevkler ise dünyevî diğer zevklerin hiçbirine kıyas edilemez daima yenilenir ve artar. Her arzu eylediğimiz zaman yanımızda hazır ve amâde ve çağırdığımız gibi hemen karşımızda hazırdırlar. Okumak insanın hayat müddetinde bütün bütün kurtulamadığı mihnet ve dünyanın meşakkatlerinin acılığını güzel bir tat ile değiştirir ve zamanın sıkıntılarının hiddet ve şiddetini teskin eder. İnsanın hemen her hal ve işinde arız olabilecek hüzün ve kederini defeder, gam ve elemini ortadan kaldırır. Bütün bütün defedemez ve ortadan kaldıramazsa bile hafifletir ve insana daha az sıkıntı verenler ile değiştirir. Kısmen ve geçici de olsa unutturur. Ekseriya hiddet halinde insana arız olan yorgunluk ve sıkıntının defedilmesi ve ortadan kaldırılmasına etkili bir devadır.
Daima arkadaşlık ve sohbet etmekten hoşlandığımız şahıslarla buluşup görüşmeye nâil olamayız. Hoşlanmadığımız insanlarla arkadaşlık ve sohbet etmektense yalnız kalmak evlâdır. Halbuki hiddet halinde başka bir meşguliyet bulunmaz ise yalnızlık da bize ağır gelir. Ah! İşte böyle hallerde faydalı kitapların okunmasıyla meşgul olsak ne kadar istifade etmiş oluruz! Kalbimizi ne kadar neşelendirmiş ve ruhumuzu ne kadar ferahlatmış oluruz. Velhasıl yiyecekler cismin [vücudun] gıdası olduğu gibi iyi kitaplar da canın gıdasıdır.
Kitaplar bizden fersah fersah uzakta bulunan insanların hüner ve marifetlerini bize ulaştırıp öğretirler. Geçmiş zamanlar ve eserlerini, o zamanlardaki meşhur kavimleri bize getirip takdim ederler. Bunlar kendi eserlerinin verecekleri destekle bize refakat, eğlenceli ve istifadeli, hadsiz hesapsız malumatlarıyla da bizi talim ve terbiye ederler. Velhasıl birer ışık saçan kandil gibi bizi aydınlatır ve gönlümüzü hoş eder ve kurtuluş yoluna eriştirir, mutlu eder ve bize doğru yolu gösterirler.
Madem ki böyledir, oku! Evladım oku! Kemâl-i zevk ve şevk ile oku! Bu kıymetli ve faydalı şeylerden layıkıyla faydalanmış ve lezzet almış olacak sûrette oku! Herhalde istifade edeceğinden emin olmak için evvela okuyacağın kitabı güzel seç! İnsanın âdâb ve ahlâkını karıştırıp bozan, zevk, eğlence, israf ve sefalet semtinin yollarını gösterecek kitaplar da vardır. Onları sakın okuma! Semtine bile uğratma!
Alemde mevcut olan çeşitli ve muhtelif kitapları okumak için insanın ömrü pek kısadır. Onları okumak için insan ömrü kifayet etmez. Bunun için dünya ve âhirette insanın selâmet ve saadetine kefil olan yararlı kitapları okumak kâfidir. Yalnız okuyup geçmek de kifâyet etmez. Son derece dikkat ve itina ile oku! Okuduğun şeyleri güzelce anlamak için tekrar bir daha oku! Fakat yalnız anlamak da kifayet etmez. Anladıktan sonra geniş ve derin şekilde düşün ve muhakeme eyle. Kabule layık olanlarını kabul et, onların verdiği bilgiler gereğince amel ve hareket et. Unutmamak için bunları yine vakit vakit etraflica düşün, tetkik et ki, fikrinde ve hafızanda güzelce yerleşsin.
Acele ile çabuk çabuk okuyan adam ne okuduğunu anlayabilir, ne de zabtedebilir ve hafızasında tutabilir. Kitaplar yemekler gibi olup yemeğin iyi ve kolay hazmedilmesi ve bizi güzel beslemesi için aheste aheste yemek ve iyice çiğnemek lazım olduğu gibi kitapları okumakta da acele etmeden, ihtiyatlı ve temkinli davranmaya riayet etmek lazımdır.
Adamın biri çok kitap okumuş olmasından dolayı hükemadan Aristias’ın yanında iftihar edip dururken söz konusu hakim: “Mizacı sağlam, doğruluk üzere ve bünyesi sağlam olan insanlar umumi olarak çok yiyenler olmayıp iyi hazmedenlerdir dedi.
Bir şeyi öğrenmek çok çok kitap okumaya bağlı değildir. Bir kitabı iyi olmak şartıyla birkaç defa tekrarlamak kâfidir.
Her şeyle ilgili işlerden ve konulardan az çok malumat kazanmak arzusu kendini beğenmişlik vehimlerinden ve asrımızın gönül aldatan hayallerinden kaynaklanıp doğan bir haldir.
Bu hal insanın katmerli cahillikle vasıflanmasına sebep olur ki, hiçbir şey hakkında doğru bilgiye sahip olmadığı halde her şeyi bilirim zanneder. Böylelerine åálimlik taslayan ve kendini beğenmiş adları verilir. Çok şey bilmek isteyen insan genel olarak hiçbir şeyi ciddi ve esaslı sürette bilemez.
Oku! Evladım! Oku! Fakat ömrün oldukça lüzumu gōrülecek ve her hal ve harekette sana örnek olacak ve kendisine uyulacak kanun ve kaide kabul edilebilecek şeyleri oku! Ziyåde âlim görünmek için değil, ziyade iyi ve ziyade fazıl ve kâmil olmak için oku! Mesela bir tarihi ve hikâyeyi veya romanı eğlence tarzında okumayıp ondan sana bir fayda elde etmek için oku!
Meşhurlardan birinin bütün hareket ve duruşlarını kendin için misal olacak bir örnek olarak görmediğin ve onun doğru yoluna tabi olmayıp, uymayacak olduktan sonra onların hayat hikâyelerini [biyografilerini] okumanın, maceralarını dinlemenin ne yararı olur, onlardan bunca zaman sonra dünyaya gelmekten ne fayda hasıl olur? Keza tarihlerde veya diğer kitaplarda okuduğun takdirde bir takım rezillerin, aşağı ve bayağı olanların hiçbirinden iyi olamadığın takdirde okuduğun neye yarar? Onlardan gerek nefsine ve gerek başkasına bir fayda hasıl edemediğin halde kuru kuruya okumaktan ne zevk alınır?
Bir de her vakit yalnızca okumayıp bazı vakit de senden ziyâde âlim ve âkil birisiyle birlikte oku ve onunla fikir alışverişinde bulun ve konuyu mütalaa et ki bu suretle yalnızca okumaktan daha ziyade faydalanmış ve almış olursun!
[Muallim Naci Bey tarafından hazırlanmış bu güzel eserin tamamını okumak için Büyüyenay Yayınlarından çıkan “Edep Eğitimi” ismiyle basılan kitabı temin edebilirler.]




"Genç Vicdânın Sesi"
Yorum Yaz