Kelâmbaz

Tarihten Bir Yaprak: Baruthâne Patladı!

Tarihte siyasi hâdiselerin yanında gündelik hayata dair çok sayıda vak’a yaşanmıştır. Fakat bu hususiyet çoğu zaman unutulur ve tarihin daha ziyade savaşlar ve barışlardan müteşekkil bir bilim dalı olduğuna inanılır. Halbuki kaynaklarda yer alan sosyal olaylar azımsanmayacak kadar çoktur. Bu tarz anekdotlara hukukî anlaşmazlıkların tutulduğu kadı  defterlerinde, günlük olayların kaydedildiği rûznâmelerde rastlanabileceği gibi o dönemin şahidi konumundaki tarih kitaplarında da tesadüf edilebilir. 16. yüzyıl sonlarında bir Baruthane’ye düşen yıldırımda olduğu gibi…

Osmanlı topları

Bu tarih kitabının yazarı Selanikli Mustafa Efendi’dir. Kaleme aldığı eserden dolayı, söz konusu kronik (olayları tarihî sıraya göre anlatan kitap) Selânikî Tarihi olarak bilinir. 17. yüzyılın başlarında yazılmıştır. Dili o devir için değil, fakat zamanımız için söyleyecek olursak pek sâde sayılmaz. Buna binâen içerisinde anlattığı hâdiseler bakımından mühim bir kaynaktır. Bilhassa gündelik hayatta vuku bulan önemli olaylara da yer verir. İşte bunlardan biri, 1590’lı yılların sonlarında Rumeli’ndeki Vardar Kalası demekle bilinen baruthaneye düşen yıldırım ve ardında bıraktığı yıkımdır.

Bakırköy Baruthanesi

Bulutlar gittikçe siyahlaşmış ve nihayet ardından muazzam bir yağmur başlamıştır. Bu yağmur esnasında dehşet veren bir sesle yeryüzüne isabet eden yıldırım kaleyi hedef alır. Akabinde kulakları sağır edercesine bir patlama… İçeride barut, fişek -ki bunların 1300 kantar ağırlığında olduğu belirtilir- ve silah nev’inden her ne varsa bir anda infilâk eder.  Baruthane’nin su kenarında bulunması aslında bir bakıma avantajdır. Çünkü çıkan yangın, yağmurun da tesiriyle kontrol altına alınabilecektir. Fakat cepehâneden eser kalmamıştır. Bazı toplar denize düşmüş, kale burçlarıyla beraber paramparça olmuştur. Olayı müteâkip derhal İstanbul’a haber yollanır ve baruthanenin yeniden inşası için yardım talep edilir. Tâbii olarak imparatorluğun payitahtı olan İstanbul’dan en kısa zamanda yardım eli uzanacaktır.

Baruthaneden bir kesit

Takvimler hicrî olarak 1005 senesinin Receb ayını göstermektedir. O da Mart 1597’ye tekâbül eder.

Tarihi bir vesika olması bakımından söz konusu hadisenin aslî şeklini de paylaşalım:

Ve bu esnâda evâhir-i şehr-i Receb’de Selânik’de âyin-i saltanat üzre fütûhât-ı celîle ahbârı ile şehr donanması tedârüki mahallinde bir gice nâgehânî kazâu’llâh ile alâmet-i bârân ve berk-i ra’d ve sâi’ka olup, Vardar Kal’ası dimekle meşhûr âfâk rûy-ı zemînde bî-misl ü mânend olan hazâin-i baruta nâzil olup, bin üç yüz kantar top otu kıyâmet-mehîb sadâ ile kal’ayı burc u bârûsıyla ayyûka çıkarup, zerrâta karışdırup ve içinde olan dizdâr ve merdân-ı kal’adan az kimse serâsime-i hayât ile halâs olup leb-i deryâda olmağla toplarun ekseri deryâya düşüp azîm velvele olduğı haberi gelüp, “Kal’anun müceddeden binâ olması lâzım olmışdur” diyü arz olundı.

Fi selh-i Receb, sene hamse ve elf.

Taha İnan

Taha İnan

Tarih bölümü mezunu, edebiyat doktora talebesi..

Yorum Yaz

Bizi Takip Et!