Kelâmbaz

Sağlığımızın Teminatı Mikroplar!

Gaita analizi ile hızlıca sağlık vaziyetinizin ve muhtemel hastalıklarınızın tespit edilebildiğini söyleseler ne düşünürdünüz? Açıkçası ben makinacı zaviyesinden bakınca çok yadırgamam. Neticede otomobil motorunun sağlığını da egsoz gazının renginden teşhis ediyoruz. Kabaca mavi duman yağ yakmaya, siyah duman zengin karışıma, beyaz duman ise conta yanığına alamet. Ama mevzu insan vücudu ve bunun halen gizemli organlarından bağırsaklarımız olunca iş çok daha karmaşık bir hal alıyor. Şöyle ki sağlığımızdan sadece vücudumuz mesul değil, en az onun kadar önemli olan bir de ortaklarımız var; mikroplar olarak özetleyebileceğimiz trilyonlarca mikroorganizma. Bunların toplamına mikrobiyota(bağırsak florası) deniyor. İşte bu mikrobiyotanın sağlığımız ve psikolojimiz üzerinde büyük tesiri var.

Esasen bu necis muhtevalı konuya çok uzak değilim. Daha önce “GAPS: Bağırsak ve psikoloji sendromu” isimli kitabı okuduğumda bağırsak florasıyla alakalı şaşırtıcı bilgiler edinmiştim. Ortalama bir insanda 1,5-2 kiloya ulaşan bu mikroorganizmalar belki birçok organımızdan daha ağır olduğu ve daha çok iş yaptığı halde artık minikliklerinden midir bilinmez pek gündem olamıyorlar.

Mezkur kitapta üstünü çizdiklerimden özetler;

  • Modern tıp başlangıcında ve öncesinde akıl hastalıkları direkt olarak mide ve bağırsak hastalıkları olarak görülüyormuş. “Modern psikiyatrinin kurucusu Fransız psikiyatrist Pinel 1807 yılında şu sonuca vardı: Akıl hastalıkları genellikle ilk olarak mide ve bağırsak bölgesinde ortaya çıkar”
  • Otizm, disleksi, depresyon hatta şizofreni gibi pek çok psikiyatrik hastalık bağırsak sağlığı ile yakından ilişkilidir. Kitabın yazarı olan nöroloji doktoru, şu ana kadar çalıştığı neredeyse hiçbir otistik çocuğun beslenmesinin düzgün olmadığını ve neredeyse hepsinin bağırsak ve gaitasının problemli olduğu tespitini paylaşır.
  • Antibiyotikler ve antibiyotikli etler bağırsak florasını bozar. Üstte geçen hastalık teşhisiyle gelen çocukların çoğu yoğun antibiyotik kullanımına maruz kalmış.
  • Normal doğum ve emzirme bebeğin bağırsak florasını çeşitlendiriyor ve güçlendiriyor böylece bağışıklığını toparlıyor.

Bu bilgiler beni zaten sarsmıştı. Her ne kadar arada kaçamaklar yapsam da genel olarak hazır paketli cips, şeker vb. ürünleri eve sokmamıştım. Her dizisine bir siyahi ve bir eşcinsel koymakla maruf malum dizi şirketinin bu konuyla alakalı yeni bir belgeseli olduğunu duyunca merak edip izledim. “Hack Your Health: The Secrets of Your Gut” isimli belgesel oldukça eğlenceli animasyonlar eşliğinde bağırsaklarımızın ve mikroplarının dünyasını anlatıyor.

Belgesel son yıllarda bu alanda yoğun bir çalışma olduğundan bahisle başlıyor. Çünkü bu çalışmaların hedefleri çok iddialı. Kanser gibi ciddi hastalıklardan depresyon gibi psikolojik hastalıklara, obeziteye kadar pek çok problemin bağırsak mikrobiyotası ile çözüleceği düşünülüyor. Obezite demişken belgeselde dikkatimi çeken bir çalışmayı da paylaşmak istiyorum. Birisi zayıf birisi kilolu olan tek yumurta ikizlerinden alınan mikrobiyotalar bir süredir izlenen iki benzer fareye naklediliyor. Ve aynı yiyeceklerin yedirildiği farelerden birisi diğerine göre bariz şişmanlıyor. Şişko kardeşin büyütüp beslediği mikroplar zavallı fareyi de şişmanlatıyor.

Bugünlerde her yerde reklamlarını göreceğiniz probiyotiklerle alakalı da bir uyarı var. Bu probiyotiklerin vücutta genelde kalıcı olamadığı uyarısı yapılıyor. Bozuk bir floranın doğru yiyeceklerle düzelmesi ise yaklaşık 1 yılı buluyormuş.

Sebze ve meyve tüketimine ağırlık verilmesi ve lifli yiyecekler tüketilmesi tavsiye ediliyor. Yeşilliksiz sofra akılsız ihtiyara benzer kelamı kibarı da burada kendini hatırlatıyor. Ayrıca yemek çeşitliliğinin artmasıyla mikrobiyota da zenginleştiği için hep aynı yemekleri yememe konusunda uyarıda bulunuluyor.

Belgeselden çokça bilgi paylaşmış olsam da yine de izlemenize değer. Malum şirketin bu belgeselde de siyah ve eşcinsel dayatmasını yaptığını hatırlatmadan geçmeyeyim. Belgeselin sonlarına doğru mikrobiyota nakli üzerine bir bölüm var. Bir şey yer içerken izlemeyin derim, bu da size son kıyağım olsun.

Belgeseli bitirdiğimde benim kafamda canlanan ise bambaşka bir soru oldu: Kokoreçi yasaklayan AB bu belgeselden sonra kararını yeniden gözden geçirir mi acaba?

Bünyamin Ekmen

Makina mühendisi, müteşebbis. Kelambaz mecrasının imtiyaz sahibi.

Okumayı ve paylaşmayı sever. Burada olmaktan dolayı çok mutlu.

Yorum Yaz

Bu site reCAPTCHA ve Google tarafından korunmaktadır Gizlilik Politikası ve Kullanım Şartları uygula.

ReCAPTCHA doğrulama süresi sona erdi. Lütfen sayfayı yeniden yükleyin.