Dünyada bazı ülkelerde erkekler için mecburi askerlik hizmeti var, Hatta bazı ülkelerde kadınlara da mecburi. Mecburi askerlik hizmetinin olmadığı ülkeler umumiyetle maddi refahın yüksek olduğu Batı ülkeleri. Mecburi olan ülkeler ise umumiyetle coğrafi konum itibariyle tehlikeli bölgelerde olanlar. Ülkemizde ise mecburi askerlik hizmeti kurulduğu günden bu yana var. İlk başlarda askerlik süresi çok uzunken belli aralıklarla süre kısaltılmış, Babalarımızdan ve dedelerimizden 2-3 sene askere gidenler var. Birkaç sene öncesine kadar üniversite mezunlarına 6 ay, üniversite mezunu olmayanlara ise 12 ay idi. Sırf bu sebeple üniversite okuyanlar çoktu. Yakın zamanda üniversite mezunu olsun olmasın alınan karar ile herkes için 6 aya indi. Aynı zamanda önceki senelerde olmayan bedelli askerlik uygulaması devamlı hale geldi.
Bu uygulamaya göre önce e-devletten başvuru yapılıyor daha sonra ise 6 ayda bir değişen bedelli askerlik ücreti bankaya yatırılıyor ve 6 ay askere gitmek yerine 1 ay gidiliyor. Yani 5 ay daha az askere gidilmiş oluyor. Bedelli askerlik ücreti şuan 217bin tl. Gençler düşünüyorlar; 217 bin tl verip 1 ay gitmek mi, hiç para vermeyip 6 ay gitmek mi? Herkes kendi vaziyetine göre bir tercihte bulunuyor. Benim çevremdeki arkadaşlarımın tamamına yakını bedelli askerlik yaptı. 6 ay giden birkaç arkadaşımla istişare ettiğimde ise pişman olduklarını ne yapıp edip, gerekirse borç para bulup bedelli yapmam gerektiğini söylediler.
Ben de kendimce bir hesap yaptım. Bir sayfanın sağ tarafına bedelli yapmanın avantajlarını, sol tarafına da dezavantajlarını yazdım. Avantajlar çok daha fazla idi. En mühim avantajı bedelli askerliğe vereceğim ücreti ilerde zamanla bir şekilde tekrar kazanabilirdim ama giden fazladan 5 aylık zamanı geri getiremezdim. Zaten 6 ay gitsem bu 6 ayda maaş alamayacaktım. O da mühim bir nokta idi. Hasıl-ı kelam bedelli askerliğe başvurdum ve 6 ay gitmektense 1 ay gittim. Aslında 1 ay da değil 25 gün, çünkü baştan 2 gün, sondan 2 gün yol izni, bir de 1 günlük izin veriyorlar yani toplam 25 gün yapmış oluyoruz. Gelelim asıl meseleye, devlet her sene bedelli askerlik için başvuran yüzbinlerce genci 25 gün askere almakla doğru mu yapıyor yanlış mı?
Ekonomik cihetten bakacak olursak;
Bedelli askerlik için başvurup da şuan için 217 bin tl’lik parayı yatıranların askere alınmaması devlete ekonomik açıdan çok ciddi bir fayda sağlar. Bunun devlete başlıca 3 ekonomik faydası var kanaatimce;
1) Eğer parayı yatıranlar hiç gitmezse bedelli askerliğe olan başvuranlar ciddi bir şekilde artar, Başvurusunu muhtelif sebeplerle geciktirenler bu sefer, “Bir an önce parayı yatırıyım da kurtulayım, aradan çıksın” diyerek başvuruyu erkene alırlar. Böylelikle devletin kasasına bir anda çok büyük bir sıcak para girer. Bu para başta savunma sanayi ve istihbarat olmak üzere kritik sahalarda kullanılabilir.
2) 1 ay boyunca bedelli askerlik yapacak olan on binlerce genç için günlük 3 öğün sıcak yemek, kullanılan elektrik-su gibi ihtiyaçlar, kamuflaj vs. masraflar hiç yapılmaz. Bu şekilde devletin masrafları azalmış olur, kamu harcamalarında da ciddi bir tasarruf sağlanmış olur. Buradan kesilen tutar, devletin başka kalemlerinde kullanılabilir.
3) Parayı yatıranlar kendi işlerinde 1 ay fazladan çalışmış olurlar. Bu ise ekonomiye katkı olur ve bu 1 ayda devlete vergilerini verirler. Hiç kimse kendi işinden geri kalmaz. Doktor hasta bakmaya devam eder, esnaf ticaretine devam eder, çiftçi üretimine devam eder vs.
Hatta daha başka faydaları da var. Başta evlilik, iş kurma vs. planların tarihleri erkene çekilir. İnsanlar psikolojik olarak da rahatlarlar, önlerini daha net görürler, asıl yaptıkları işe daha iyi odaklanırlar.
Yukardaki sebeplerden ötürü bedelli askerlik yapacaklara direk parayı yatırır yatırmaz e-devletten ivedilikle “askerlikle ilişiği yoktur” belgesinin verilmesi hem kamu için hem vatandaş için daha avantajlı.
Askerî cihetten bakacak olursak;
“1 ay da olsa herkes askere gitmeli bu şekilde disipline alışırlar, zorluk görürler” diyenler olabilir. Lakin, “Ağaç yaşken eğilir”. 25-30 yaşına gelmiş ve disipline edilmemiş bir insana 1 ayda disiplini öğretmek çok zordur. Eğer öyle bir niyetimiz varsa bunun yapılacağı yer başta aile ve sonra da mekteplerdir. Daha başka alternatifler de olabilir. Mesela ben lise yıllarımdan başlayarak her sene en az 1 defa ailemden kilometrelerce uzakta hiç tanımadığım insanlarla beraber Gençlik ve Spor bakanlığının doğa kamplarına katıldım. Bu kampların şahsiyetimin teşekkülünde ciddi faydasının olduğunu düşünüyorum.
Bir de meseleye şu noktadan bakalım; Hepimizin çevresinde askerliğini bedelli veya uzun dönem olarak yapanlar var. Bu insanlar askerlik yaptıkları (1 ay, 6 ay veya 12 ay) süre boyunca boyunca mecburen sabah 6’da veya daha erken saatte kalktılar. Peki bunların kaç tanesi erken kalkmayı alışkanlık haline getirdi, askerlik bittikten sonra da aynı şekilde erken kalkmaya devam etti? Veya kaç tanesi askerlik bitince evde her sabah yatağını topluyor? Veya kaç kişi telefon kullanımını azalttı?
Sabahları 6:30da düzenli olarak bütün askerlere mıntıka temizliği yaptırmak, sigara izmariti toplatmak disiplin değildir. Asıl marifet sigara gibi zararlı alışkanlıkları olmayan, olsa bile çöpünü, izmaritini katiyen yere atmayan nesiller yetiştirmektir. Ben mesela hayatım boyunca hiç sigara içmediğim halde askerde iken yüzlerce sigara izmariti toplamak zorunda kaldım.
Bazıları Orta Doğu’da yaşıyoruz, her an harbe hazırlıklı olmalıyız diyebilirler. Haklılık payları var. Lakin 1 aylık bedelli askerlikte sadece 1 gün silahla atış talimi oluyor onda da herkesin 5 tane mermi ile atış hakkı var. Silah kullanmayı öğrenmek için illa askere gitmeye de gerek yok. Poligonlarda veya özel atış eğitimlerinde 1 günde çok daha sağlam ve profesyonel bir silah eğitimi alınabilir.
Bir de artık şu 20.yüzyıl mantığından çıkmamız gerekiyor. Artık devletlerin birbiriyle mücadeleleri daha çok ekonomi, siber savaşlar, istihbarat savaşları, nükleer savaşlar, 5.kol faaliyeti, mikrop savaşları vs. üzerinden yürüyor. Normal savaşlarda da insansız silahların önemi her geçen gün artıyor.
Mesela şuan dünyanın en güçlü birkaç ülkesinden biri olan İngiltere’ye bakalım. Ülkenin asker sayısı çok az ama dünyanın en güçlü istihbarat teşkilatına sahip oldukları için ve asırlardır dünya siyasetinde aktif rol almış bir devlet aklı bulunduğu için savunma noktasında bir sıkıntı yaşamıyorlar. Yurt dışında yaptıkları operasyonlarda da paravan örgütleri kullanıyorlar ve 5. kol faaliyetini profesyonel bir şekilde yapıyorlar. Böylelikle tereyağından kıl çeker gibi, elini hiç suya sabuna sokmadan muhtelif coğrafyalarda istedikleri menfaati kolayca elde ediyorlar.
Ülkenin asker ihtiyacı sayı olarak belli. Zaten sınır bölgelerinde ve sınır ötesi harekatlarda tamamen profesyonel maaşlı askerler vazife yapıyor. Bedelli askerlik yapanların tamamı emniyetli şehir merkezlerindeki büyük kışlalarda bulunuyor. Kayseri, Konya, Yozgat, Amasya, Çorum vs herhangi bir güvenlik tehdidinin bulunmadığı bir orta Anadolu şehrinde şehrin merkezinde kocaman kışlaların bulunması ve bu kışlalarda onbinlerce asker olması ne derece doğru? Bu şehirlerde zaten herhangi bir asayiş problemi olsa polis ve jandarmanın müdahale edecek gücü fazlasıyla var.
Askerliği bilfiil yapmanın faydaları yok demiyorum illa ki var. Yeni insanlarla tanışıyorsun, akıllı telefon yasak, 1 aylık teknoloji orucu tutuyorsun, farklı bir ortamdasın ama sırf bu lokal faydalar için de her sene yüzbinlerce insanı farklı şehirlerde 1 ay boyunca toplamak mantıklı mı?
İşin enteresan tarafı, üniversitede İngilizce hazırlık okurken sene sonundaki writing (yazılı) imtihanında compulsory military service [mecburi askerlik hizmeti] sorulmuştu. Ben de şuan yukarıda yazdıklarımın tam tersini hamasi cümlelerle birkaç sayfa essay olarak yazmıştım 🙂 O zamanki dünya görüşüm öyle idi.
Netice
Ülkemizde “Her Türk asker doğar” şeklinde bir anlayış vardır. Bu sözden anlamamız gereken şudur; Eğer vatanımız düşmanlar tarafından işgale uğrarsa her vatandaş mesleği askerlik olmasa bile sanki askermiş gibi elinden geldiğince bu işgale karşı durur, mücadele eder. Bunu ciddi bir seferberlik halinin olmadığı normal zamanlarda da herkes kışlaya gitsin, askerliğini yapsın olarak anlamamalıdır. Vatana hizmet sadece askerlik yaparak olmaz. Her vatandaş yaptığı işi ne kadar iyi yaparsa vatanına o nispette hizmet etmiş olur. Selçuk Bayraktar’ı ve onun şirketinde çalışıp yerli insansız hava araçları üreten mühendisleri nasıl ki eline silah alıp da cephede nöbet tutmuyor diye tenkid etmiyorsak, işini iyi yapan bir doktoru, dürüst bir tüccarı, çalışkan bir çiftçiyi de uzun dönem askerlik yapmadığı, bedelli askerlik yaptığı için tenkit edemeyiz.





"Genç Vicdânın Sesi"
”25-30 yaşına gelmiş ve disipline edilmemiş bir insana 1 ayda disiplini öğretmek çok zordur.”
altı önemle çizilesi bir cümle