1959 senesinde kendisine yöneltilen “İyi bir yazar nasıl olur?” sorusuna, Narnia Kronikleri’nin de yazarı olan ve J.R.R. Tolkien’in en yakın arkadaşlarından C.S.Lewis (ö. 1963)’in, etrafını cami, ağyarını mani sekiz madde ile verdiği cevaplar ve tarafımdan izahlı şehilde tercüme edilmiş halleri şu şekildedir:

(1) Turn off the Radio.
–
“Radyoyu kapatın.”
C.S. Lewis’in birinci tavsiyesi kısa ve öz. Tabi 1959 senesinde “radyo” olan nesne artık “Twitter & YouTube” ve radyodan çok ama çok daha fazla insan zihnini iğfâl etme kapasitesine sahip.
(2) Read all the good books you can, and avoid nearly all magazines.
–
“Bulabildiğiniz her güzel kitabı okuyun ve neredeyse tüm dergilerden kaçının.”
Lewis’in ikinci tavsiyesi, sıkı bir okur olmak üzerine. Yoğun zihnî faaliyet gerektiren kitap okuma işini teşvîk ve tervîc ve sathî yazıları okumaktan tahzîr ettirmekte.
(3) Always write (and read) with the ear, not the eye. You should hear every sentence you write as if it was being read aloud or spoken. If it does not sound nice, try again.
–
“Her zaman gözle değil, kulakla yazın (ve okuyun). Yazdığınız her cümleyi yüksek sesle okunuyormuş veya konuşuluyormuş gibi duymalısınız. Kulağa hoş gelmiyorsa, tekrar deneyin.”
İyi bir yazı, hikaye, makale, sesli okunduğunda insanı daha bir tesir altına alır. Hatta insan onu sesli okumak ister. Sesli okunabilecek, su gibi akan ve insanların zihinlerinde derin tesirler, intibahlar meydana getirebilecek bir yazı yazmak istiyorsanız, evvela siz yazılarınızı sesli olarak okuyun ve kulağa hitabına dikkat edin.
(4) Write about what really interests you, whether it is real things or imaginary things, and nothing else. (Notice this means hat if you are interested only in writing you will never be a writer, because you will have nothing to write about…)
–
“Gerçekten alâkanızı çeken şeyler hakkında yazın, bunlar gerçek şeyler veya hayali şeyler olabilir, başka hiçbir şey değil. (Bu, yalnızca yazmaya heves ediyorsanız asla yazar olamayacağınız manasına gelir, çünkü yazacak hiçbir şeyiniz olmayacaktır…)”
Bir şeyler yazmak istiyorsanız, bazı meraklarınız, hobileriniz, uzun süre boyunca o merakınıza harcadığınız uzun vakitleriniz olmalı. Bir birikiminiz olmalı. Bu birikime sahip olmadan bir şeyler yazmaya çalışmayın. Önce o meraklarınız, alaka sahalarınız hakkında okumalar, araştırmalar yapın, birikim edinin.
(5) Take great pains to be clear. Remember that though you start by knowing what you mean, the reader doesn’t, and a single ill-chosen word may lead him to a total misunderstanding. In a story it is terribly easy just to forget that you have not told the reader something that he wants to know-the whole picture is so clear in your own mind that you forget that it isn’t the same in his.
–
“Net olmak için büyük çaba sarf edin. Ne demek istediğinizi bilerek başlasanız da okuyucunun bunu bilmediğini ve tek bir kötü seçilmiş kelimenin onu tamamen yanlış anlamaya sürükleyebileceğini unutmayın. Bir hikayede, okuyucuya bilmek istediği bir şeyi söylemediğinizi unutmak çok kolaydır – tüm resim kendi zihninizde o kadar nettir ki, onun zihninde aynı olmadığını unutursunuz.”
Bir WhatsApp mesajlaşmasından, bir kitap yazarlığına kadar, hatta konuşma dilinde dahi yapılan büyük hataların başında bu gelmektedir. Zaten büyüklerin dediği şu kaide bu hâli pek vecîz bir şekilde anlatmaktadır: “Senin ne dediğin değil, karşıdakinin ne anladığı mühimdir.” Açık ve net konuşmalı/yazmalı, karşıdakine ikinci bir sual sorma ihtiyacı çıkarmamalıdır.
(6) When you give up a bit of work don’t (unless it is hopelessly bad) throw it away. Put it in a drawer. It may come in useful later. Much of my best work, or what I think my best, is the re-writing of things begun and abandoned years earlier.
–
“Bazı yazılarınızdan vazgeçtiğinizde (umutsuzca kötü olmadığı sürece) onu çöpe atmayın. Bir çekmeceye koyun. Daha sonra işinize yarayabilir. En iyi işlerimin çoğu veya en iyi olduğumu düşündüğüm şeylerin çoğu, yıllar önce başlanıp terk edilen şeylerin yeniden yazılmasıdır.”
Yazı yazmak zor bir iştir. İnsan ise her daim çevreden gelen farklı tesirlerin altındır. Gıda, uyku, aile münasebetleri vs. İnsanın bir günü diğer günü gibi olmaz. Dolayısıyla bir yazınızı istediğiniz bir hale getiremiyorsanız, hemen fırlatıp atmayın. Muhtemelen daha münasip bir zamanda, o karalamalarınızdan bile bir ilham alıp yazınızı büyütüp geliştireceksiniz.
(7) Don’t use a typewriter. The noise will destroy your sense of rhythm, which still needs years of training.
–
“Daktilo kullanmayın. Gürültü, tahsîli yıllarca süren ritim duygunuzu yok edecektir.”
Bu madde günümüz için pek geçerli değildir. Zira her bir harfi yazmak için odayı inleten bir ses çıkaran bir yazı aleti kullanmıyoruz artık. Fakat burada Lewis’in kasdı yazı yazarken, âsûde bir mekân tercîhinin ehemmiyetidir. “Sense of rhtym” ibaresinden kasıt, bir işe kendini kaptırma olarak çevrilebilir.
(8) Be sure you know the meaning (or meanings) of every word you use.
–
“Kullandığınız her kelimenin manasını (veya manalarını) bildiğinizden emin olun.”
Bir yazar, yazdığı yazıda kullandığı kelimelere ve deyimlere, hakkıyla vakıf olmalıdır. Bu ise eskilerin “belâgat” dedikleri ilimdir. Hangi kelimenin nerede kullanılacağını bilmektir. Aynı manaya geldiği zannedilen çok kelime vardır ki aslında tam zıt haller için kullanılırlar. Bunun için de belîğ kitapları çok okumalıdır.





"Genç Vicdânın Sesi"
Yorum Yaz