Kelambaz fikir kulübü online konferanslarının bu ayki konuğu Almanya’da doktora çalışmalarını devam ettiren ilahiyatçı yazar İlyas Ünlü oldu. “Avrupa Parlamentosu seçimleri ve yankıları” başlığıyla düzenlenen programda Almanya özelinde Avrupa tarihine dair faydalı bilgiler paylaşıldı. Öncelikle konuğumuz İlyas Ünlü’yü kısaca tanıtıp ardından programı hulasa edeceğiz.
Almanya Dortmund doğumlu olan İlyas Ünlü Marmara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi mezunu olup yüksek lisansını Ruhr Üniversitesi(Bochum) Şarkiyat Fakültesi’nde yapmış olup aynı fakültede doktora çalışmasına devam etmektedir. 7 sene Dortmund’da liselerde İslam din dersi öğretmenliği yapan Ünlü, çeşitli mecralarda konuşmalar yapmakta, Kelambaz sitesinde de yazarlık yapmaktadır.
Almanya’da siyasi tablo
Almanya’da uzun yıllar iki partili sistem hüküm sürmüş. Sosyal demokratlar ve Hristiyan demokratlar. Ta ki 90’lara kadar. Berlin duvarının yıkılmasından sonra Yeşiller ve Sol parti siyasi yelpazeyi çeşitlendiriyor. Sosyal demokratlar daha özgürlükçü eşitlikçi çizgide bir parti. Türkler de umumiyetle bu partiye oy veriyorlardı. Hristiyan demokratlar ise Alman değerlerini ön plana çıkaran daha milliyetçi ve muhafazakar çizgide bir parti. 2013 yılında partinin yeterince sağda olmadığını düşünenler partiden ayrılıp diğer milliyetçilerle birlikte Alternatif ismiyle AFD’yi kuruyorlar. İşte bugün dengeleri değiştiren parti bu.
AFD kurulduğu dönem belki bu kadar büyüyeceği beklenmiyordu ama iki gelişme partinin önünü açtı. Suriye savaşıyla zirveye çıkan mülteci problemi ve Covid süreci sonrası oluşan enflasyonist ortam ve ekonomik zorluklar. Bu iki faktör AFD’nin hedefi tam bulan sosyal medya kampanyaları ile de birleşince partinin oy patlaması kaçınılmaz oldu.
Kırılma noktası: Mülteciler ve enflasyon
Suriye’den ilk mülteciler geldiğinde Almanların bir kısmı mültecileri çok sıcak karşıladılar. Evlerini açanlar oldu. Bir tepki de yoktu. Fakat hem mülteci sayılarının katlanarak artması hem de devamında gelen ekonomik zorluklar mültecilere yönelik tepki doğurdu. Bugün Almanya’da Afrika’dan Ortadoğu’ya Orta Asya’ya kadar dünyanın her yanından gelen 5 milyonu aşkın sayıda mülteci var. Bu kadar büyük bir nüfus problemleri de beraberinde getirdi.
Almanya 1989 yılında Doğu Batı birleşmesini gerçekleştirdiğinde ciddi bir enflasyon oluşmuş ve ekonomik zorluk yaşanmıştı. O günden sonra Almanya’da bir daha enflasyon unutuldu. Fakat covid süreciyle beraber dünyada yaşanan enflasyonist ortamın Almanya’yı da etkilemesi ve ekonomik zorlukların yaşanmaya başlaması ülkede genel bir memnuniyetsizlik havası estirdi. Bu da insanları daha marjinal arayışlara itti. AFD’nin birinci çıktığı sandıkların neredeyse hepsi Doğu Almanya’da. Almanya haritasına bakarsanız büyük şirketlerin hepsinin batıda olduğunu görürsünüz. Doğu bölgesi ekonomik olarak daha kötü vaziyette.

Konjonktür
Siyasi tablonun değişip aşırı sağın yükselmesinde rakip ülkelerin de tesiri var elbette. Ukrayna savaşı, beraberinde getirdiği ekonomik zorluklar ve yeni mülteci dalgasıyla Alman sağının da tepkisini çekiyor. AFD Ukrayna savaşının bir an önce bitirilmesi gerektiğini savunuyor. Tabi bu ateşkesin şu an Rusya lehine olacağını kestirmek için kâhin olmaya gerek yok. Doğu Avrupa ülkelerinde ırkçı partileri destekleyen Rusya’nın burada da aynı taktiğe başvurduğu söylenebilir.
Rusya’dan banka hesabına para geldiği tespit edilen Afd milletvekilleri mevcuttur. Soruşturmalar halen devam etmektedir. Hatta AFD nin kardeş partisi olarak bilinen (FPÖ Avusturya Özgürlük Partisi) böyle bir skandala imza atmıştı. (Heinz-Christian Strache-skandalı diye bilinir) Bu kişi görevden el çektirildikten sonra bunun münferit bir hadise olduğu söylenip işin üstü kapandı.
Almanya’yı da vuran global dert: Vasatlık
Almanya’nın eski döneminde kaliteli bir eğitim almış, kendini iyi yetiştirmiş, çalışkan ve iddialı bir lider nesli vardı. Bu neslin temsilcisi Helmut Schmidt gibi liderler, hem karizmaları hem iş bitiricilikleri ile Almanya’nın gündemini krizlerden uzak tuttular. Öyle ki 2. Dünya savaşında Nazi saflarında demir haç madalyası alabilecek kadar fedakar olan Schmidt için iyi bir liderden de öte krizleri çözen lider yakıştırması yapılmıştı. Nitekim döneminde dünyada meydana gelen pek çok krizin çözümünde Schmidt’in dahli vardı. Angela Merkel Doğu Almanya’da papaz olan babasının da vesilesiyle Hristiyan okullarında okumuş bir siyasetçiydi. Fakat kendisi bu mezkur lider neslin tedrisatından geçmiş güçlü bir liderdi. Bugün Almanya’nın böyle güçlü özellikleri olan bir lideri yok. Yetişmesi için uygun bir ortam da yok. Çünkü Almanya’da fikir kalmadı, ideoloji yok. Fikrin olmadığı yerde büyük adam da yetişmiyor.
Müslümanlar için tehdit: Selefilik
Almanya’da hem AFD’nin yükselişine sebep olan hem de Müslümanları aleni hedef haline getiren bir tehlike var o da selefilik. Daha çok Tacikistan üzerinden yükseldiği söylenen bu selefi dalga muhtemelen Suud parasıyla finanse ediliyor. Bunların tesiri Avrupa’ya kadar görülüyor. Şu an Almanya’da sosyal medya üzerinden sürekli selefilik propagandası yapılıyor.
Özellikle mühtedi Almanlar eliyle selefilik angaje ediliyor. Çocuklara ve gençlere sordukları agresif sorular üzerinden kendilerince emri maruf yapıyorlar. Kafirle arkadaş olunur mu? Kur’an-ı Kerim’e mi uyarsın Alman yasasına gibi maksatlı sorular hem Müslüman çocukların kafasını karıştırıyor hem de Almanların tepkisine yol açıyor. Çocuklar bu soruları gelip cami hocasına sorduğunda cami hocası böyle şeylerle ilgilenmeyin gibi cevaplar verebiliyor. Çocuk da bununla tatmin olmuyor, kafası karışıyor. Hatta selefi kanadına kayabiliyor.
Selefi tehdidi biraz da Müslümanların başıboşluğundan güç buluyor. Türkiye buradaki Müslümanları bu meselelerde uzun yıllar sahipsiz bıraktı. Camilere yeterince, lisan bilen din görevlisi gönderilmedi. Son dönemlerde yapılanlar ise Erdoğan’ın siyasi hamleleri gibi görüldü ve gurbetçileri daha da sıkıntıya soktu. Burada Müslümanların yaptığı bir yanlışın herkese kötü tesiri oluyor. Geçtiğimiz günlerde Mannheim şehrind marjinal bir siyasiyi koruyan polise bir Müslüman bıçakla saldırdı ve polis öldü. Almanlar bu olaydan çok etkilendi. Bu olay Avrupa parlamentosu seçimini bile etkiledi. Yine benzer şekilde Hamburg şehrinde “Hilafet Yürüşü” adı altında nümayiş yapan bazı gruplar Almanların tepkisini çekti. Müslümanların yaşadıkları ülkenin kural ve kanunlarına uymalarına gerekir.





"Genç Vicdânın Sesi"
Yorum Yaz