Kelâmbaz

3 Asırlık Türk Hâkimiyetinin Gölgesinde Ahıska

Geçtiğimiz hafta sonu tebdil-i mekan etmek için Gürcistan hudutlarında kalan tarihi Ahıska şehrini ziyaret ettik. Ahıska lafzı dilimize öylesine pelesenk olmuş ki pek çok insan burayı Türkiye sınırları içerisinde zannediyor. Ahıska’ya gitmek için Türkgözü hudut kapısından çıkınca öncelikle kişi başına 500 lira yurtdışı çıkış harcı ve araba ile çıkıyorsanız 30 Gürcistan Larisine (1 lari 12,5 lira) trafik sigortası yapıyorsunuz. Gürcü polisi yol boyu trafik kurallarına uyulduğunu mutlak bir şekilde teftiş ettiği için 60 km hız sınırını aşmamaya ve şerit ihlaline azami riayet ediyoruz. Ahıska’ya varmadan Vale kaza merkezinden geçiyoruz. Burası şirin ve döküntü bir yerleşim. Doğrusu bu tabir bütün Ahıska için kullanılabilir. İlk dikkatimizi çeken yol boyu yerden 3 metre yükseklikte döşenmiş doğalgaz boruları oluyor. Ne var ki her taraf beyaz bir duman, muhtemelen pahalılık sebebiyle odun yakılıyor.

Ahıska Kalesi’nden şehir manzarası

Eski ve Yeninin Ahengi

20 dakikalık bir seyahat sonrasında Ahıska kalesinin muhkem burçlarını görünce menzile vardığımızı anlıyoruz. Şehrin ortasından akmakta olan Posof çayı, görkemli ve romantik Ahıska kalesine yaslanan Osmanlı devrine ait eski kent merkezi ile, Rus hâkimiyeti devrinde inşa edilmiş ızgara planlı şirin mahallelerin arasında bir tabii hudut teşkil ediyor. Çarlık devrinde inşa edilmiş iki katlı nispeten kaba ve fakat günümüze göre oldukça estetik binaların uzandığı sokaklarda gezinmek büyük bir keyif. Ahıska, tıpkı Posof gibi, Ardahan’a kıyasla daha ılıman bir iklime sahip, ağaçlık bir şehir. 20 bin nüfusu ile Ardahan’a denk diyebiliriz. Lakin buraya ucuz banka kredisi ile çok katlı inşaat yapan yağmacı müteahhitler girmediği için, tarihi havasını muhafaza eden ruhu olan bir şehir. 

Ahıska kale içinden bir manzara

İlk olarak tax free avantajlardan istifade etmek üzere Zoomer mağazasına girdik. Gürcistan’da bir takım teknolojik ürünler bize göre hala %20-30 kadar ucuz olabiliyor. Buradan çıkar çıkmaz kendimizi kalenin yoluna vurduk. 

Ahıska’da Osmanlı İzleri

Ahıska kalesi kökleri Gürcü krallar devrine uzanan kadim bir geçmişe sahip. Ahıska bütün bir Gürcü ülkesi ile birlikte 16ncı asrın sonlarında Osmanlı hâkimiyetine girdi. Osmanlı dış politikası uyarınca burada öncelikle mahalli beyler aracılığı ile gevşek bir idare kuruldu. Devletin düştüğü gaileler sebebiyle buraya tam manasıyla merkezi bir Osmanı idaresinin hiçbir zaman gelmediği söylenebilir. Bununla birlikte, şehirde güçlü bir İslam kültürünün teşekkül ettiği kaleyi gezerken gördüğümüz medreseden ve camiiden anlaşılıyor. Bu caminin banisi 18.ncı yüzyılda kalenin muhafızlığını yapmış Gürcü beyi Hacı Ahmed Cakeli.

Ahıska Kalesi’nde Osmanlı devrinden kalma cami ve medrese

Şehir 2.5 asır Osmanlı idaresinde kaldıktan sonra 1828-29 yılında Rusların eline düşüyor. Kahredici harbin acıklı sayfalarını harbe sivil bir gözlemci olarak iştirak eden Aleksandır Puşkin’in Erzurum Yolunda isimli eserinden okuyabilirsiniz. Burada Kafkas Ordusu Kumandanı Paskeviç’in bir bir şehirlerimizi nasıl ele geçirdiğini, Kars’ı, Ardahan’ı, Ahıska’yı, Ahılkelek’i, Ardahan’ı ve nihayet Erzurum’u bir çırpıda ele geçirince hevesle bütün bir Anadolu’yu işgale hazırlandığını okuyunca insan dehşete düşüyor. Türk ordusunu modernize ederek milleti bu zilletten kurtaran Sultan Mahmud’a minnettarız. 

Ahıska’nın Ruslar tarafından işgali – 1828

Ahıska Türklerine Ne Oldu

Ahıska düştükten sonra takip eden asırda nüfusun bir kısmı Darülislam’a -Osmanlı ülkesine- göç ederken, bir kısmı burada yaşamaya devam eder. Ta ki 2nci Cihan Harbi yıllarında Stalin onları Sibirya’ya sürene dek. Büyük bir insanlık dramı olan bu sürgünde, Müslüman ahali insanlık dışı şartlarda yük trenleri ile günlerce sürecek bir yolculuğa çıkarılır. Yolda salgın hastalıktan ve soğuktan ölenlerin cesetleri binlerce kilometrelik demiryolu boyunca gömülmeden öylece trenden atılır. Komünist idarenin gevşediği ilerleyen yıllarda Ahıska Türkleri yurtlarına dönmek için girişimlerde bulunmuşlarsa da Gürcistan bu nüfusun geri dönmesinden rahatsız olduğu için türlü diplomatik ve bürokratik engellerle bu teşebbüsler akamete uğrar. Ahıskalar bugün Kazakistan’da, Azerbaycan’da, Özbekistan’da ve Rusya’da yaşamaktadır. Ahıskalar’dan boşalan köyler ve şehirlerde Ermeniler iskan edilir. 

Ahıska Kalesi Restorasyonunun Düşündürdükleri

Ahıskaları anlatmaya koyulduk kaleyi unuttuk. Kale uzun yıllar döküntü halde kaldıktan sonra TİKA’nın ve AB’nin fonları ile enfes bir tadilattan geçmiş. Kalenin içinde peyzaj harikası Endülüs bahçeleri tanzim edilmiş. Bununla yetinilmemiş Elhamra sarayının at nalı kemerlerinden binalar, zarif kalem sütunlarından mini galeriler ve Arap mimarisinin en zarif unsurlarından temaşalık geometrik süs havuzlar inşa edilmiş. Kalenin girişinde yerel lezzetlerin tadıldığı şirin konaklar da unutulmamış. Keza medrese odalarında butik tarzda çeşitli ahşap atölyeler kurulmuş. İnşa edilen küçük pavilyonlarda geçmişte kaledeki muhafızların günlük yaşantısından kareler tasvir edilmiş. Böylece kale kuru bir taş yığını olmaktan çıkıp, keyifli bir gün geçirilen kat kat taraçalardan müteşekkil bir bahçeler manzumesine dönüşmüş. Bütün bunlar insanın aklına şu iç gıcıklayıcı soruyu getiriyor. Yok mu şu zavallı Gürcü ülkesinde hamiyetli bir Anıtlar kurulu bu maskaralığa yıkım izni çıkarsın. Yok efendim, böyle medeni adetler bize mahsustur. Ahıska kalesinin bir kopyası hududun 100 kilometre bu tarafında Ardahan’da sapasağlam ayakta ve tahmin edeceğiniz gibi tam takır kuru bakır. İçerisinde tescilli iki adet bina var ise de Anıtlar kurulu bunların içerisine orijinalinde olmadığı gerekçesiyle tuvalet dahi yerleştirilmesine müsaade etmiyor, nerede kaldı şenlikli bir ortam, bahçeler, peyzaj.. Bu durum Erzurum kalesinde de aynıdır, Amasya kalesinde de, Selçuk kalesinde de, Kadifakelede de.. Bütün bu saydığım enfes güzellikte potansiyele sahip ecdad yadigârı tarihi mekanlarımız gönlü kuru bir zihniyetin esiri olarak sıkıcı taş yığınları olmaya devam ediyor.

1 yorum

Bu site reCAPTCHA ve Google tarafından korunmaktadır Gizlilik Politikası ve Kullanım Şartları uygula.

ReCAPTCHA doğrulama süresi sona erdi. Lütfen sayfayı yeniden yükleyin.

  • Seyahatinizde edindiğiniz intibaları paylaştığınız için teşekkür ederim Hasan Bey, yazınızı güzel ve anlaşılır buldum. Noktalama işaretlerini daha verimli kullanarak okumadaki akıcılığı arttırabilirsiniz efendim. Mesela son bölümde Bütün bunlar insanın aklına… şeklinde devam eden kalan cümlelerde ülkemiz ve Ahıska arasında ifade edilmek istenen tezat durum noktalama işaretleri kullanılarak anlatılırsa çok daha berrak anlatılarak daha akıcı bir okuma sunulmuş olur.