Anasayfa Kitabiyat

Büyükler İçin Çocuk Kitabı: Hayvan Çiftliği

PAYLAŞ

“Bütün hayvanlar eşittir ama domuzlar daha eşittir.”

George Orwell’ ın Hayvan Çiftliği hikayesinden en meşhur bölümdü bu eşitlik sözü. Bütün hayvanların eşitliği hedefiyle başlayan animalist/hayvanist devrimin, domuzların “daha” eşit olması ile neticelenişini ilan ediyordu.

Hayvan Çiftliği bir çocuk kitabı basitliği ve olay kurgusu içerisinde totaliter yönetimleri anlatan politik bir taşlama. Hayvan Çiftliği’ni ilginç kılan şeylerden birisi kitabın halen çocuk klasikleri arasında da basılıyor olması. Hayvan çiftliğini çocukken hikaye kitabı olarak okumuştum. Yıllar sonra filmini seyredince bir politik arka planı olduğunu farkettim. Sözü gelmişken bahsetmekte fayda var, Hayvan Çiftliği’nin sinema filmi ve çizgi filmi de çekilmiş. Hatta TGRT radyo tiyatrosu serisi arasında yayınlanmış ses kasedi bile mevcut.

Hayvan Çiftliği kısaca şöyle özetlenebilir. Çiftlik sahibi hayvanlara kötü davranmaktadır. Bunun üzerine hayvanlar sitem eder ve koca reis lakaplı yaşlı domuz liderliğinde ayaklanma çıkarmayı planlarlar. Planlarını gerçekleştiremeden yaşlı domuz ölür.

Bir gün yine aç bırakıldıklarında daha fazla dayanamazlar, ayaklanma çıkartırlar ve çiftliği ele geçirirler. Yaşlı domuzun yakını olan Napolyon lider seçilir. Koca reisin nutuklarından kendilerine yedi emirlik bir kanun yaparlar. Asla insanlar gibi olmayacaklar, asla insanların yaşadığı yerde yaşamayacaklar, asla başka bir hayvanı öldürmeyecekler, bütün hayvanlar eşittir vs.

Devrimin liderlerinden Snowball adındaki domuz okumayı öğrenir ve diğer hayvanlara da öğretir.  Napolyon Snowball’un bu hareketlerinden rahatsız olur, liderliğinin tehlike altında olduğunu hissetmektedir. Napolyon gizli şekilde yavru köpekleri kendi polis gücü gibi yetiştirir. İmkanını ilk bulduğunda Snowball’u hain ilan eder ve çiftlikten attırır. Bundan sonra çiftlikte olan her kötü şeyden Snowball sorumludur. Her iyi şeyi ise Napolyon yapmaktadır.

Napolyon tek lider olarak kalınca kendi kararlarını uygulamaya koymaya başlar. Yedi emir olarak ilan edilen anayasayı değiştirmeye başlar. Yaptığı her şey için kendini haklı çıkartır. Yaptıklarını kabul ettirmek ve propaganda için kendi televizyonunu kurar.

Napolyon başkanlığın tadını çıkarmaktan da geri durmaz. Daha lüks bir hayat yaşamak için eski düşmanları “insanlar”la anlaşmalar yapar çiftliğin ürünlerini onlara satar. Tavukların yumurtalarını satmak ister, tavuklar karşı çıkınca da onları hain ilan eder ve hepsinin öldürülmesini söyler. Anayasada hiçbir hayvan öldürülemez maddesi vardır, kolayını bulur, hainler hariç olarak ekleme yaparlar. Bütün tavuklar öldürülür.

Çiftlikte her şey eskisinden daha kötü olur…

Tabi kitap bu hikayeyi küçük yan hikayelerle ilmek ilmek dokumuştur. Hayvanların akıbetlerinin ne olduğu/olacağı sizi sürekli merak içinde bırakır. Ve sıkılmadan keyifle, bir çırpıda okursunuz.

Niçin Yazıldı?

Yazar kitabın tamamını metaforlar üzerine kurgulamış. Kitap Stalin dönemi Sovyetler Birliği’ni anlatıyor. Hikayenin başlıca karakterlerinden olan yaşlı domuz Marx veya Lenin’i, Napolyon Stalin’i, Snowball(kartopu) Troçki’yi temsil ediyor. Hikayenin içerisinde metafor olarak kullanılmış başka olaylar ve kişiler de var. Hepsi de detaylı şekilde düşünülerek işlenmiş. Doğrusu Orwell’ın, totaliter rejimi analitik şekilde çözümleyip bunu da böylesine bir kurgu ile hikayeleştirmesi takdire şayan.

Manifesto

Orwell, 1984 ve Hayvan Çiftliği kitapları ile bütün dünyada antikomünist kimliği ile biliniyordu. Ta ki soğuk savaş bitene kadar. Ortada “Kızıl tehlike” kalmayınca mefhumlarımız değişti. 90’lardan sonra öğrendik ki Orwell esasen komünizm değil totalitarizm karşıtıymış. Hatta daha sonra Orwell’ın aslında bir komünist olduğu ama Sovyet tipi reel sosyalizme karşı olduğu dahi bir çok kimse tarafından dillendirildi. Yani Orwell olmaması gereken idareyi anlatarak olması gereken sistemi işaret ediyor. Bu kitapları da onun birer manifestosu…

Bütün bunlar Hayvan Çiftliği ve 1984’ün dünyada sosyalist sisteme getirilmiş en popüler eleştiri kitapları olduğu gerçeğini değiştirmiyor.

Komitacılık

Şüphesiz Hayvan Çiftliği bize çok önemli mesajlar veriyor. Yönetimin veya gücün sahibi sizden, bizden veya onlardan. Aktörümüz aynı; zaaflarına mağlup insan. Amirlik, liderlik çok kişinin hayali. Ama nefsini, hırslarını dizginleyemeyen, ilke/değer merkezli yaşamayan liderler ufak farklarla “Napolyon” olma yoluna gidiyorlar.

Her şey güzel hayallerle başlıyor. Fikir, dava, mana, aksiyon… Güç ele geçmeye başladıkça zehirlenme başlıyor. İlkeler, değerler ve dava geri planda kalıyor. Daha tehlikelisi bu mefhumların içi boşaltılmaya ya da değiştirilmeye başlanıyor. Artık doğruları yaşamaya çalışmak yerine yaşananlar doğrulanmaya başlanıyor. Snowball gibi “Bizim davamız bu değildi” diye hatırlatan dünkü dostlar ise “hain” ilan ediliyorlar. Aslında bu kitap bütün komitacıların temel mantığını anlatmaktadır. Anlatılanları başka ülkelerde, gücün olduğu büyük küçük, her çeşit grupta da görebilirsiniz. Kitabın bugün de okunması, bu komitacı zihniyeti çok iyi tarif ettiği içindir.

Neme lazım?

Atalarımızın güzel bir sözü var; şeyh uçmaz mürid uçurur. Bu söz liderlerimizin Napolyon haline getirilmesine dairdir… Hazreti Peygamber -aleyhisselam- eshabı kiram -aleyhimürrıdvan- ile sürekli istişare ederlerdi. Liderimiz, reisimiz ne yapıyorsa doğrudur, bana dokunmayan yılan bin yaşasın, nemelazım vb. gibi görüşlere medeniyetimizin bakışını düşünmeliyiz. Kanuni Sultan Süleyman, Beşiktaşlı Yahya Efendiden “bu devletin sonu neme lazımcılık arttığında gelir” cevabını almıştır.

Başım ağrımasın, bana dokunmasınlar diye doğruları söylememek, liderin Napolyon olmasına, çiftliğin çöküşüne destek olmaya sebep olmaktır. Orwell hikayedeki Snowball karakteri ile “her doğrunun her yerde söylenemeyeceğini” de anlatır. İlm-i siyasetin nasıl faydaları olduğu, buna uymamanın da nelere yol açabileceğini dolaylı yoldan gösterir.

Komitacılığı sadece siyaset sahnesinde düşünmemek gerekir. Napolyonlar her yerde olabilir…

1 YORUM

CEVAP YAZIN

Please enter your comment!
Please enter your name here

WordPress spam blocked by CleanTalk.