Kelâmbaz

Düşmanın silahı ile silahlanmak – Tabur Cengi – Wagenburg

14.ncü asırda Rumeline geçen Osmanlılar; Evrenos Gazi , Gazi Mihal Bey ve Turahanoğlu gibi akıncı beylerinin riyasetinde kısa süre içinde Rumelini bir Türk yurdu haline getirdiler. Geleneksel usulde savaşan hareketli okçu süvarilerden oluşan akıncılar, şecaat ve kahramanlıklarıyla serden geçerek Osmanlı sancağını kısa sürede Tuna hududuna kadar ulaştırdılar. 

15.nci yüzyılın başında Osmanlı İmparatorluğu

Sırp krallığının parçalanıp, küçük prensliklere bölünmesi üzerine yer yer Osmanlı idaresine doğrudan bağlı ve vasal pozisyonda prenslikler ortaya çıkar. Osmanlıların karşısında artık orta Avrupa’nın muhafızı katolik kilisesinin en önemli payandalarından biri olan Macar Krallığı vardır. 1526 yılında Mohaç sahrasında Macar ordusunun imhasıyla biten şanlı zafer, Macarların bir dönem Osmanlı ordularını ne derece zorladığını ve dönüştürdüğünü unutturur.

Bugün Osmanlıların Macarlar ile giriştikleri 1400lü yılların ilk yarısında mücadele ve bu eksende gelişen askeri reformları ele alacağız. 

Wagenburg’un Kaşifleri Husçular

15.nci yüzyılın başında Roma Kilisesine karşı reform çağrısında bulunan Jan Hus’un kilise tarafından ölüme mahkum edilmesi, 30 yıl sürecek isyanlara yol açtı ki bunlara liderlerinden ötürü Hussit savaşları denir.

Jan Hus’un takipçisi olan Alman prensleri tarafından geliştirilen bir savaş düzeni, ilerleyen 150 yıl boyunca savaş meydanlarına damgasını vurmuştur. 

Kargı ile silahlanmış bir süvari

Husçular  savaş hazırlığı yaparken, at arabalarını, arazinin durumuna bağlı olarak kare veya çember oluşturacak şekilde dizmekteydiler. Arabalar birbirlerine zincirlerle bağlanıyor ve köşeleri birbirlerine değecek şekilde yanlamasına yerleştiriliyordu.

Her bir arabanın 16-22 askerden oluşan bir ekibi vardır: 4-8 okçu,  2 ateşli silah kullanan asker, kargı ve gürzlerle donatılmış 6-8 asker, 2 kalkancı ve 2 sürücü.

Husçuların savaşları iki aşamadan gerçekleşiyordu: Birinci aşamada savunma, ikinci aşama karşı atak. İlk aşamada ordu arabaları düşman ordusunun kanatlarına doğru yerleştiriliyor ve topçu ateşi sayesinde düşman ordusunu savaşa başlaması için kışkırtılıyordu. Topçu ateşi uzak mesafeden düşmana ağır hasar vermekteydi..

15. yüzyılda Wagenburg’da tüfek atışı ve dolumu canlandırması

Balkanlarda Macar-Osmanlı Rekabeti

Hussit isyancılarla mücadele eden Macarlar kendi savaş düzenlerine adapte ettikleri Wagenburg (wagen:araba burg:kale) sistemine “tabur” dediler. Macar kralının hizmetine giren tarihin gösterdiği en muvaffak serüvencilerden olan John Hunyadi, Timur’un darmadağın ettiği devleti toparlamakla meşgul 2.Murad ile unutulması zor bir mücadeleye girişir.

7 yıllık savaş devresinde Rumeli Beylerbeyi Şihabettin Paşa ve uç beyi Mezid Beyin ordularını dağıtan Hunyad’ın karşısında Osmanlılar Sofya ve Niş’ten çekilmek zorunda kalır. 2.nci Murad Balkanlarda bir dağ geçidi olan İzladi’de savaş arabaları manevra yapamayan Hunyadi’yi durdurmayı başarır.

Bu harbi müteakip bilindiği üzere çok parlak olmayan EdirneSegedin sulhü yapılır.

Tahta çıkmasından itibaren fetret devrinin kalıntılarından amcası Mustafa ile ve Anadolu beyleri ile giriştiği mücadele Sultan Murad’ı feci surette yıpratmışa benzer. Özellikle amcası Mustafa karşısında kendilerini ikna etmek suretiyle tahtı elde ettiği akıncı beylerinin, müstakil hareket etmesi ve Rumeli Beylerbeyine tam bir itaat içinde olmaması onu yıpratmıştır.

Son olarak çok sevdiği oğlu Alaaddin Ali’nin Amasya’da vefat etmesi onu büyük bir kedere ve tahtı oğlu Mehmed (Fatih) lehine feragat etmeye sevk eder. Ne var ki sultanın tac ü tahtı bırakıp Manisa’da uzlete çekilmesi, Haçlıların sulhü bozup Türkleri Balkanlardan atmak hususunda iştahını kabartır.

Tarihler özellikle önde gelen paşaların kıymetli evrak ve pahalı emvali Edirne’den çıkartıp iç bölgelere taşımasının, Edirne halkında acaba şehir düşecek mi biz de kaçalım şeklinde bir teessüre ve kaosa yol açtığını kaydeder. Sultan Murad’ın kendisine karşı olan şahinler muhalefetini kırmak için bir blöf olarak tahttan çekildiği de kuvvetli bir senaryodur. Nitekim çiçeği burnunda 12 yaşındaki Sultan Mehmed, Sadrazam Çandarlı Halil Paşa’nın küçük bir manevrası ile geri plana itilir, Sultan Murad Manisa’dan gelip ordunun başına geçer. 

Varna’da Osmanlı Zaferi, yerde sulhu bozan Kral Ladislas’ın cesedi

Tüfekli- Toplu Merkez ve Talihin Dönmesi

Tarihler 1444 senesini gösterdiğinde Varna’da Türk ordusu Haçlıları acı bir mağlubiyete uğratır. Bu savaşta Osmanlı ordusunun envanterine ilk defa tüfekçi piyadeler girer. Harbin şiddetlendiği bir anda Osmanlı kanatlarının bozulduğunu gören Macar Kralı Sultan’ın merkezde olduğu berkitilmiş kaleye hücum eder. Sultan Murad, hem Hunyad’ın hem de Kral Ladislas’ın merkeze hücum ettiğini görünce yeniçerileri ortadan yanlara doğru açarak düşmanı boşluğa çeker ve imha eder.

Feridun Emecen “Osmanlı savaş stratejisinde sağ ve sol kanadın vazifesinin öldürücü darbe vurmak değil, düşmanı ateşli silahlarla mücehhez yok edici merkeze çekmek olduğunu” ifade eder.

Osmanlı Askeri Kampını gösteren bir tasvir

Osmanlıların bu tarihlerde toplu savaş arabalarını imal etmekte olduğunu düşünürsek hata etmeyiz. Nitekim kati bir sene zikredilmemekle birlikte top arabacıları ocağının kurulması da 15.nci yüzyılın ikinci yarısına tarihlenir. Zira 1473 senesinde Fatih Sultan Mehmed, Otlukbeli’nde Osmanlıların wagenburgu ile Akkoyunlu Türkmenlerini perişan etmeyi başarır. Osmanlılar araba kalelerin yer aldığı tüfekli piyade ve toplarla donatılmış bu savaş stratejisine slavcadan gelme bir kelime olan “tabur cengi” ismini verirler. 

Tabur Cengi’nden Düstur-u Rumi’ye

Yavuz Sultan Selim Han,1514 yazında Çaldıran sahrasında boy gösterdiğinde 50 bin kişilik Osmanlı ordusunun merkezinde yine wagenburglar vardır. Tarihçi Rumlu Hasan şöyle aktarır:

“Sultan Selim, Çaldıran tepesinden aşağı indi ve ordusunu güçlendirmeye çalıştı, çevresini de savaş arabalarıyla ve zincirlerle kapattı. 

Arabalar tahtadan atlar gibiydi,

Ona Rumlular (Türkler) çocuklar gibi bindiler

Fil gibi araba, tüfekler elde

Sarhoş fillerin hortumu görünümünde “

12 bin yeniçerinin bulunduğu top ve tüfekle güçlendirilmiş Osmanlı merkezi, Şah İsmail’in yıldırım gibi taarruz eden mağrur süvarilerini yaylım ateşine tutup dağıtmayı başarır. Sonunda Şah İsmail canını kurtarmayı başarır, Anadolu Türkü ise sünni kalmayı.

Çaldıran Savaşı

Osmanlı ordusu gibi cesametli bir ordunun yeni bir savaş taktiğini böylesine başarılı tatbik etmesi Türklerin şöhret bulan ordu geleneğinin ne kadar kıvrak ve muvaffak olduğunun bir alametidir. Kısa sürer içinde Doğu’daki bütün devletler “Düstur-u Rumi” (Türk usulü) ismini verdikleri tabur cengine geçmek için girişimlerde bulunur. Osmanlı Sultanları, kardeş devlet olarak gördükleri İslam devletlerine bu hususta teknik ekip ve teçhizat göndermeyi vazife bilmişlerdir.

Üstad Ali Kuli ve Mustafa Rumi isimli iki Osmanlı kurmayı, Babür Şah’ın ordusunda ateşli silahların talimini örgütleyip, Hindistan’da Babür devletinin kurulmasıyla neticelenecek Panipat muharebesinin kazanılmasında kritik rol oynarlar.

Babür Şah’ı Panipat muharebesinde gösteren bir suluboya tablo

Teknoloji Adaptasyonu ve Gerileme

Osmanlılar her asırda, çağdaşı devletlerde gözlemledikleri askeri gelişmeleri, faydalı buluşları, bünyesine adapte etmekte beis görmediler ve bunu dini bir vecibe olarak görüp başarıyla yaptılar. Ne var ki Osmanlılar kültürel kodları güçlü olduğu, batı karşısında aşağılık kompleksine kapılmadığı, millet ve elitleri duygudaş, İbn-i Haldun’un deyimiyle “Asabiyesi darbe yememiş bir millet” olduğu için bu teknolojik adaptasyonlar onun özüne zarar vermedi.

Osmanlı Devleti yıkıldığı 1922 senesinde dahi son teknoloji harp vasıtalarını kullanıyordu. Birilerinin sandığı gibi Osmanlı Devleti’nin yıkılmasına sebep eski harp usullerini tatbik etmek hususunda kör bir inat değildi. Merkantalist-kapitalist sistemi icra etmemesi idi .

Yakın zamanda hakkın rahmetine kavuşmuş iktisat tarihçisi Mehmet Genç‘in kapitalist sistemle alakalı şu sözü manidardır:

Osmanlılar Kanuni devrinde kapitalist sistemin nereye gideceğini gördüler, küçük bir zümrenin aşırı zenginleşmesi yanında geniş kitlelerin fakirleşeceğini görüp bu sistemin halk için zararlı olduğu teşhisini yaptılar.

Kaynaklar ve ilave okuma:

Yavuz Sultan Selim – Feridun EMECEN

Osmanlı İmparatorluğu’nun Kuruluş ve Yükseliş Tarihi Feridun EMECEN

https://tr.wikipedia.org/wiki/Hussit_sava%C5%9Flar%C4%B1

Yorum Yaz

Bu site reCAPTCHA ve Google tarafından korunmaktadır Gizlilik Politikası ve Kullanım Şartları uygula.

ReCAPTCHA doğrulama süresi sona erdi. Lütfen sayfayı yeniden yükleyin.