Anasayfa Röportaj

Röportaj: Tarihçi Yazar Serhat Arvas ile Ayasofya Üzerine Bilinmeyenler

PAYLAŞ

Tarih 13 Eylül 2018. Bugün, tarihe geçecek bir karar daha verildi. Yalnız, bizleri sevindirecek bir karar değil aksine üzecek bir durum gerçekleşti. Anayasa Mahkemesi Ayasofya’nın ibadete açılması talebini reddetti. Esasen, açılacağına inandığımız yoktu. Lakin bu kararın verilmesi ve tarihe bu şekilde yazılacak olması Fatih Sultan Mehmed Han’ın vakfiyesini bir kez daha çiğnedi geçti. Bizler de bu konu gündem olmuş iken, “Kılıç Hakkı Ayasofya” kitabının müellifi tarihçi-yazar Serhat Arvas ile Ayasofya üzerine bir röportaj yapmaya karar verdik. Ayasofya deyip geçiyoruz fakat onun tarihinde neler yatıyor bilmiyoruz. Sandığımızdan da değişik bir tarihi var. Bu konulara ışık tutmak için birkaç soru yönelttik kendisine. Tabii ki en iyi cevaplar yazarın kendi kitabında bulunacaktır.

 

Ayasofya’nın tarihinden bahsedecek olursak hangi yüzyıla dönmemiz gerekiyor?

Ayasofya insanların tahmin ettiğinden çok daha eski ve geçmişe uzandıkça önemi artan bir yapı aslında. Tabii şu an dokunabildiğimiz, günümüze ulaşan, Justinyanus yapısından bahsetmiyorum. Biliyoruz ki daha önce aynı zeminde yapılan farklı yapılar vardı. Bugün, giriş kapısının önünde, sol tarafta, biraz alçakta kalan kalıntılar ve merdivenler bir önceki Ayasofya’ya ait idi. Peki daha önce? Daha önce ahşap biz bazilika olduğu biliniyor. Fakat çok daha öncesi de var. Burası yedi tepeli İstanbul’un birinci ve en önemli tepesi. İstanbul’un ilk yerleşim bölgesi. Birçok kaynak bizlere bu tepede ilk mabedi inşa ettiren kişinin Hazreti Süleyman “aleyhisselam” olduğunu söylüyor. Sonra onun oğlu Melik Ra’cim babasının yapılarının üzerinde inşa faaliyetlerine devam etmiş. Zamanla yıkılmış, çökmüş ama her gelen hükümdar veya kral aynı tepe üzerinde tekrar bir mabed yaptırmış. Bu ilk mabedlerden günümüze ulaşan bazı sütunlar ve emanetler bugün halen Ayasofya içerisinde varlığını sürdürüyor. Yani; yıkılan yapılar aynı tepe üzerinde yeniden yapıldığında eski parçalardan ve kalıntılardan da faydalanılmış.

Fatih Sultan Mehmed Han, neden başka yeri değil de burayı camiye çevirdi? İslami bir sebebi var mı? Fatih Sultan Mehmed Han’ın İstanbul’u feth etmesinin sebeplerinden biri de Ayasofya’yı cami yapmak mıydı?

Fatih Sultan Mehmed Han İstanbul’un kapısından, atının üzerinde, alayla içeriye girdiği zaman hiç inmeden vardığı yer Ayasofya’dır. İstanbul’un fethedilmesi için son bir anahtar vardı, aslında en önemlisi: “Ayasofya.” O mabedin camiye çevrilmesiyle de fetih tamamlanmış oldu. Sorunuza gelince. Evet, birçok kilise vardı, bunlardan bazıları yine kiliseden camiye çevrildi. Ama Ayasofya’nın önemi bu konuda diğerlerinden çok farklıydı. Kanuni Sultan Süleyman Han dönemi görev yapan, Reis’ül-küttap Koca Nişancı Celalzâde Mustafa Çelebi, 1541 yılında yazdığı “Tarih-i Kale-i İstanbul ve Mabed-i Ayasofya” isimli eserinde; Miraç gecesi Peygamber Efendimiz “sallallahu aleyhi ve sellem” e bu mabedde müminlerin namaz kılacağının müjdelendiği ve namaz kılanların mükâfatlandırılacağını yazmıştı. Fatih Sultan Mehmed Han’ın ilk girdiği gün iki rekât namaz kılması ve hemen Cuma namazına yetiştirilmesi için emir vermesi bu bilgilere vâkıf olduğu içindi. Kendisinden önce gelen tüm Müslüman hükümdarlar da bu bilgilere vâkıf oldukları için bu şehri, dolayısıyla da Ayasofya’yı almak istediler.

Serhat Arvas Ayasofya’da iken.

İstanbul’un fethinden önce Ayasofya’ya gelip namaz kılan oldu mu?

Evet. Sahabeden; Hazreti Ebû Eyyüb El Ensâri hazretleri “radıyallahu anh” İstanbul kuşatmasına katıldığı zaman, şehri alamayacaklarını anlayınca “bizim buraya gelme maksadımız Ayasofya’ya girip iki rekât namaz kılmaktı” diyecek ve barış üzre, ordudaki en yaşlılar ile bu niyetine ulaşacaktır. Namaz kıldığı yer Terler Direğin olduğu yan nefte, mihraba yakın kısımdır. Osmanlı zamanında bu mekâna Eyyüb Sultan makamı denmiş ve özel gün ve gecelerde birçok âlim bu makamda itikâfa girerlermiş. Peki, fetihten çok daha önceleri Ayasofya’ya girip başka namaz kılanlar var mı? Evet, var, kaynaklar yazıyor. Harun Reşid’in ve Seyyid Battal Gazi’nin de içeriye girip namaz kıldıkları biliniyor. Ayrıca kubbenin tam altına Hazreti Hızır “aleyhisselam” makamı, bugün mihraba çok yakın bir köşeye de Hazreti “Süleyman” aleyhisselam makamı dendiğini de kaynaklar bize aktarıyor.

Hangi kanunlar Ayasofya’nın Camii olmasına engel?

Aslında tam tersi, kanunlar Ayasofya’nın müze olmasına engel. Hukukçular, Ayasofya’nın müze olarak kullanımının; İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi’nin 17. maddesi, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 1. protokolünün 1. Maddesi, Anayasa’nın 35. maddesi, Türk Medeni Kanunu’nun 683. maddesi, Vakıflar Kanunu’nun 3, 6, 16 ve 30. maddesi ve Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanunu 10. ve 11/2. maddesine aykırı olduğunu belirlediler.

Mihrabı, minberi olan ve beş vakit ezan okunan bir mabed nasıl müze olabilir? Peki diyelim ki müze, o zaman neden beş vakit ezan okunuyor? Soru çok… Fakat ne sorsak fayda, ne de cevaplasak…

Ayasofya’nın Fatih Sultan Mehmet Han’ın sahibi olduğunu gösteren tapu. Kılıç Hakkı Ayasofya s. 65

 

1934 yılında Ayasofya neye dayanılarak müzeye çevrildi? Bu işin içinde kimlerin parmakları vardı? Türk-İslam medeniyetinden intikam mı alınmaya çalışıldı?

Amerika’da kurulan Bizans Araştırmaları Enstitüsünden “Thomas Whittemore” adlı bir şahıs, dünyanın varlıklı ailelerinden aldığı maddi destekle Ayasofya’yı müzeye çevirdi. Bakın bugün İngiliz İşgalinden çok söz edildiğini duymayız, ama özellikle Ayasofya çok fazla konuşulur. Bunun sebebi Ayasofya ele geçirilmeden İstanbul’un tam olarak fethedilmediği inancıdır. Evet. Ayasofya’da bugün namaz kılınmıyor. 1934 yılından beri kılınmıyor. Fatih Sultan Mehmed Han’dan başka nasıl intikam alınabilirdi ki?
Şunu açık ve net ifade etmeliyim ki; bir Hıristiyan her zaman orayı kiliseye çevirmek ister, bir Müslüman için ise o mabed her zaman camidir, içeride namaz kılmak hakkıdır, ama diğer yandan bir de inançsız insanlar var. Onlar mabedi dört duvarla çevrili bir taş yığını olarak görürler, maneviyattan yoksun olan bu şahıslar için orayı müze de yapsan olur, sinema salonu da yapsan. Yani onlar işin dünyalık kısmındalar.

Ayasofya’nın bir bölümünün ibadete açık olduğu söyleniyor. Bu bölüm aslında neresi?

Bugün Ayasofya’nın içerisinden girilmeyen, bağımsız ve sonradan ilave edilen ek bir yapı. Sultan Abdülmecid Han döneminde yapılan, sultanın dinlenmesi için hazırlanan bir yapı, Üçüncü Ahmed Han çeşmesinin karşısındaki kapıdan giriliyor. Yani siz bugün, bilet alarak girdiğiniz müze içerisinde hiçbir yerde namaz kılamazsınız. Aynı şekilde bahsettiğimiz, bugün namaz kılınan mescid kısmından da Ayasofya’ya girip gezemezsiniz. Olayın aslı budur.

Cami yapılırsa Yunanistan’ın tepkisi ne olur? Hıristiyan ülkelerden sadece Yunanistan mı kendini Ayasofya’nın emanetçisi olarak görür?

Pek tabii Yunanistan tepki verecektir ama Yunanistan’ın verdiği tepki Rusya’nın yanında sivrisinek vızıltısı gibi kalır. Fatih Sultan Mehmed Han İstanbul’u fethettiği zaman Ortodoksların en büyük mabedi Ayasofya’yı camiye çevirdi. Ruslar bugün en büyük Ortodoks ülke ve gözleri kulakları İstanbul ve Ayasofya’da. Bizans’ın sancağı Kremlin’de, kendilerini Bizans’ın devamı ve Ortodoksluğun hamisi olarak görüyorlar. Rusya tarihine bakarsanız çoğu kez İstanbul’un geri alınması ve Ayasofya’yı kiliseye döndürmek için verdikleri mücadeleler var. Bunlar hikâye değil, tüm tarih kitaplarında yazanları aktarıyorum. Merak edenler Çar Nikola dönemine bir göz gezdirsinler. Bugün bilgi eksikliği dolayısıyla Amerika’ya kızıp Ayasofya’yı cami yapalım diyenler çıkıyor. Peki Rusya? Bir yandan el sıkıştığımız Rusya’nın tepkisi ne olacak? Vatikan’ın ise hiç umurunda değil. Katolikler için çok bir anlam ifade etmiyor yapı. Bunu Dördüncü Haçlı seferinden biliyoruz. Ayasofya’yı soyanlar, içeriye katırlar sokanlar, dansöz oynatanlar ve çaldıkları eşyaları Roma’ya taşıyanlar Katoliklerdi…

“Kılıç Hakkı Ayasofya” kitabını hazırlamak aklınıza nerden geldi? Hazırlama süreci nasıl geçti?

Başka konular üzerinde çalışırken, Ayasofya hakkında bilinen gerçeklerin efsane olarak adlandırıldığını, bu konuda kitapların yazıldığına denk geldim. Yine kendisine Müslüman-Türk diyen bazı şahısların Ayasofya aslında bir kilisedir dediklerini bizzat duydum. Bu resmen bizi, bu topraklarda işgalci durumuna düşürmektir. Bunların yanı sıra; Ayasofya biz Müslümanlar için neden önemli? sorusuna yanıt veren bir esere de rastlamadım. Tarihini anlatan kitaplar hep Roma dönemi ile ilgili kaynaklardı. Aylarca kaynak topladım, eski ve yeni birçok kaynaktan faydalandığım gibi, evimde ufak bir Ayasofya arşivi de toplanmış oldu. Tüm bu çalışmalar yeni kitabıma da bir yol açmış oldu…

CEVAP YAZIN

Please enter your comment!
Please enter your name here