Anasayfa Kültür&Sanat

Şuurlu Gençlik İçin Millî Sinema

PAYLAŞ

Sinema,güzel sanatların bir dalı olarak, izleyiciye göstermeye uygun olan filmleri gerçekleştirme ve oluşturma sanatıdır. Günümüz sineması, sanattan ziyade topluma bir şeyler anlatma derdiyle hazırlanan filmlerden oluşmaktadır.. Peki bunun sebebi ne? Sebep aslında algılarla alakalı.. İnsanlar sevdikleri şeylere daha fazla önem veriyorlar. Dikkatlerini, algılarını tabir-i caizse anlama enerjilerini sevdikleri tarafa yönlendiriyorlar. 5-6 yaşlarında bir çocuk ve çocuğuna yemek yedirmek isteyen bir anne tasvir edelim gözümüzde. Anne çocuğuna yemek yedirmek istiyor. Çocuk ise çekici bulmadığı için yemeği istemiyor.Ne yapılmalı? Ya yemeğin sunumu iyi olmalı ya da koşullandırma taktiği uygulanmalı. Mesela çocuğa yemeğini yersen televizyon izleyebilirsin şartı ile istediğine ulaşması sunulabilir.. Böylece asıl gayeye ulaşılır ve çocuğun yemek yemesi sağlanabilir. İşte yaş olarak belli bir kemale gelmiş yetişkin insanları “olgunlaştırmak” için de sinema mühim bir sebep… Hedef kitlenize 2.Abdülhamid Han’ ımı “rahmetullahi aleyh”  anlatmak istiyorsunuz? Hedefinizdeki kişilere sayfalar dolusu dökümanlar dizmenize lüzum yok! O dökümanlardan altı çizilebilecek kadar önemli bilgileri sinemada ana mesaj olarak verin bu onlara yeter… 1990’lı yıllardaki TGRT yapımı Evliya filmleri; bir nesle şuur aşılamanın en güzel örneği olsa gerek…

 

Türk sineması, Türkiye’de sinemaya dair faaliyetleri ve sinema kültürünü kapsar.Türk sinemasını kısa bir şekilde inceleyecek olursak: Aşk,aksiyon,dram ve komedi tarzında olmak üzere birçok film çekilmiş. Filmlerin çoğundaki gaye Batı’yı “modern”, geleneklerimizi ise “gericilik” olarak tanıtmış filmlerden oluşmakta. Cüneyt Arkın’ ın o dönemin şartları düşünüldüğünde başarılı olarak çekmiş olduğu Malkoçoğlu, Kara Murat, Battalgazi; akabinde Serdar Gökhan bey’in: Kurtbey, Baybars, Kurdoğlu filmleri haricinde (Kartal Tibet-Tarkan serisini de dahil edersek) halka Atalarını sevdiren, milli şuur aşılayan filmler pek az .Hatta yok! O filmlerin çekildiği dönemdeki mahiyeti ise paha biçilmez. Küfre karşı savaş açmak her yiğidin harcı değil..! Dönemin aşk filmleri ise tamamıyla aile bağlarını yıkmaya odaklanmış,kişilere özgürlük kisvesi altında kültürel değişime hazırlama yoluna başvurulmuştur. Misal verecek olursak dönemin popüler Tarık Akan-Gülşen Bubikoğlu filmlerini inceleyebiliriz. Filmlerde Tarık Akan çapkın, başına buyruk, hovarda bir tiptir. Ve onlarca kadından sonra Gülşen Bubikoğlu’na aşık olan delikanlı(!)… Filmde olmazsa olmaz: dans sahneleri,deniz ürünü adı bile duyulmamış yemeklerden oluşan yemek sahneleri,köylü birinin (saf bir tipleme seçilir) aksanıyla dalga geçme ve masalarında hiç eksik olmayan pahalı içkiler mevcut. Oyuncuların giyimlerini incelersek esas oğlan Tarık Akan’ın pantolonu İspanyol paça,esas kız Gülşen Bubikoğlu ise tamamıyla Müslüman Türk kadınının uzağında bir giyim tarzına sahip.. Diyeceksiniz ki bundaki sorun ne? Gericimisin? Sorun şu: filmler Anadolu halkımızı yansıtmıyor! Anadolu halkımızı devşirme maksadıyla bu tarz şeylere özendiriyor..! Bu filmlerde oynayan artistler gençliğin rol modeli oluyor.Gençliğin hayallerini süslüyor.. Fikri yanlışlarla mayalanan genç övülecek sahıslara sövüyor;sövülecek şahısları ise övüyor.! Haliyle özendikleri Batı,eleştirdikleriAnadolu oluyor.O tarz filmlere cevap vermek gerekirse: Müslüman Türk halkının masasında içki olmaz! Müslüman Türk genci içki içmez! Müslüman Türk genci diskolarda,barlarda şuurunu kaybetmez! Müslüman Türk erkeği çapkın olmaz,başkasının hanımına eşine bakmaz! İşte bu tarz filmler bir neslin ahlakını bu stratejiyle yıktı. Senaristler halkın üstün gördüğü kişileri değiştirerek halkı değiştirmeyi kendilerine ilke edindi. Sinemanın önemi bu açıdan bakıldığında daha da net anlaşılıyor kanımca… Sinema önemli bir silah..Kullanmayı bilmezsek er veya geç vurulacağız… Burada bize düşen vazife nedir? 220 süratle vahşi Batı’ya koşan medeniyet aracımızı aynı hızla tekrar köklerimize, Anadolumuza sürmek… Yoksa duvara çarpıp tesbih taneleri gibi dağılacağız…

Türk’ün Gönül Lügat’ında rol model kişi teriminin anlamına bakılınca karşımıza: kahramanca davranan,yiğitlik ve yüreklilik gösteren muhterem şahıs tanımı çıkar. Acaba bu topraklarda bu tanıma uyan kaç rol model var? Saymakla biter mi? Bitmez ama saymazsak da olmaz… Yönetici kadrosundan: Osman Gazi,Orhan Gazi,|.Murad Han… Vahideddin han,Timur Han,Gazneli Mahmud Han,Almış İlteber Han,Saltuk Buğra Han,Kılıçarslan,Alparslan,Baybars… Asker kadrosundan:Ulubatlı Hasan,Malkoçoğlu,Çerkes Hasan,Çaka Bey,Evrenos Bey,Ömer Halisdemir… Evliyalardan: Aziz Mahmud Hüdayi Hazretleri,Mehmed Emin Tokadi Hazretleri,Üftade Hazretleri. Emir Sultan Hazretleri.Seyyid Abdülhakim Arvasi Hazretleri… Bu saydığımız nice BÜYÜKLERİN hayatı varken,alperence yaşayan yiğitlerin hayatı varken,elimizde bir kültür hazinesi varken bu servetten anlamayana ne denir? Fazla laf kime anlatılırsa ona da o anlatılır… Zenginliğimizi anlayıp fakir gibi dilenmemek dileğiyle…

Esen kalın…

CEVAP YAZIN

Please enter your comment!
Please enter your name here

WordPress spam blocked by CleanTalk.