Anasayfa Tarih

Karabağ’ın Kara Günleri

PAYLAŞ

Çarlık Rusya 1917 yılında tarihe gömüldü. Hemen ardından 75 yıl süren totaliter, komünist rejim Sovyet Sosyalist Cumhuriyetleri Birliği dönemi başladı. Bu cumhuriyetin yol açtığı sosyal – ekonomik bunalım ve çöküntüye çözüm olarak birliğin lideri Mihail Gorbaçov  “Glasnost” (Açıklık)  ve “Perestroika” (Yeniden yapılanma) politikasını başlattı. Fakat bu dağılmaya çare olamadı.

Baltık Cumhuriyetlerinden başlayarak Sovyetler Birliğini oluşturan 15 Cumhuriyet bağımsızlığını ilan ederek kendi yollarını  tayin edebileceklerini söylediler. Bunlardan Hazar denizinin doğusunda; Türkmenistan, Özbekistan, Kazakistan, Kırgızistan, Tacikistan ile Hazar denizi batısında; Azerbaycan o yıllarda Türkiye üzerinden Batının demokratik hukuk düzenine ve serbest piyasa ekonomisine açılma arzusunda idi.

Ne var ki Azerbaycan hürriyetine kavuştuğu daha ilk günden itibaren komşusu Ermenistan’ın,  düşmanlığını tarihten alan bir tutumu ile karşılaştı. Varolup-yokolma mücadelesi vermeye başladı. Problemlerin soğukkanlı bir yol ile halledilmesini reddeden Ermenistan, emelleri için sert bir mücadeleye girişti. Bütün dünyanın silahsızlanma mücadelesi verdiği yıllarda, Ermenistan silahlanmayı tercih etti.

19 Şubat 1988 günü Ermeniler, soydaşımız Azeri Türkleri’ni  soykırıma uğrattı. “Karabağ’ın Ermenistan’a ilhakı” için Erivan’da bir milyona yakın Ermeni gösteriler yaparak yerli Azeri Türklerini sürgüne zorladı.

Bu olayların yaşandığı günlerde, Sovyet Rus orduları Erivan’a bir askeri birlik gönderdi. Ermeniler her zaman olduğu gibi bir sürü yalanlar uydurarak Azeriler tarafından 60 Ermeni’nin öldürüldüğünü söylediler. Yalanlarının ortaya çıkmasından korktukları için Batılı gazetecileri Karabağ’a sokmadılar.

Bu olaylar devam ederken 28 Şubat 1988’de Azerbaycan’ın Hazar denizi kıyılarında bulunan Sumgait şehrinde, Azeri Türkleri ile Ermeniler arasında sokak kavgaları başladı. Azerbaycan’ın ikinci büyük yerleşim ve sanayi merkezi olan bu şehirdeki nüfusun kahir ekseriyetini Azeri Türkleri oluşturuyordu. Ermeniler küçük bir azınlıktı. Ancak arkalarında Sovyet Rusya vardı.

Ermenilerin bu baskın davranışları yüzünden Erivan’da yaşayan Azeri Türkleri evlerini, köylerini, tarlalarını, hayvanlarını terk ederek Azerbaycan topraklarına sığındılar. O zamanlar Azerbaycan Sovyet Rusya’nın himayesi altında olup daha hürriyetine kavuşamamıştı. Sovyet yetkililer Ermenistan’ı terk etme mecburiyetinde kalan Azerileri kendi topraklarında törenle karşıladılar. Ermeniler korkunç bir yalan propaganda ile Batı gazetecilerini kandırıyor, onlarda bu yalanları Avrupa ve ABD’ye naklediyorlardı.

Nihayet, 15 Haziran 1988 günü Ermenistan Sovyet Parlamentosu “Karabağ’ı ilhak” kararı verdi.  Bunun üzerine Azerbaycan halkı Bakü’de sokaklara dökülerek Ermenilerin bu ilhakına karşı gösteriler düzenlediler. Ermeniler, Haziran’ın son günlerinde, durumun çok kötüye gittiğini, Karabağ’ı ilhakta ısrarlı olduklarını, Rusları ve himayesindeki halkları hep yalanla kandıran Pravda gazetesinden duyurdu. Karabağ ilhak edilince Ermeniler bununla sınırlı kalmayıp, Azerbaycan sınırları içerisindeki Azeri köylerini de tecavüze başladılar.

Kasım 1988’de Bakü ve Erivan’da insanlar yeniden sokaklara döküldüler. Bakü’de yaşayan Ermenilerin can güvenliğini Rus tankları sağlıyordu. Azerbaycan Türkleri Batı’ya “Serseri, çapulcu” olarak tanıtılıyor, Ermeniler mazlum olarak gösteriliyor, Azeri Türkleri vahşet yapıyor, diye anlatılıyordu. Oysaki Azeri Türklerinin insanları haksızca öldürmek tabiatlarında yoktu.

İlahi hikmet, Aralık 1988’de büyük bir zelzele oldu. 50.000 Ermeni’nin öldüğü rivayet edildi. Bu vesile ile Ermenistan’a Batıdan, ABD’den büyük maddi ve mali yardımlar geldi. Çok miktarda kaçak silahlar bu sayede aktarıldı. Yardım getiren Sovyet ve bir Yugoslav uçağı Erivan havaalanı yakınlarında düşerek parçalandı. Sovyet Rusya, Türkiye’nin Ermenistan’a yardım ve ilaç malzemesini kabul etmedi. Bu kazalardan sonra basın Ermenistan’ı “ lanetli toprak” olarak nitelendirildi. Bütün bunlara rağmen Karabağ’ı ilhak ettiler.

Perde Arkasındaki Büyük Oyun

Ermenistan sınırları tesbit edilirken, dünyada görülmemiş bir düzenlemeye gittiler. Ermenistan’ı getirip Azerbaycan toprakları ortasına bir hançer gibi soktular. Nahcıvan bir tarafta kaldı, Gence, Karabağ, Bakü bir tarafta. Aralarına Ermenistan toprakları uzatıldı.

Bu ne demektir? Bu Türkiye’nin Azerbaycan ve Türk dünyasından koparılması demektir. Biz bu faciayı ancak 1990 yılında Sovyet Rus İmparatorluğu yıkılınca fark edebildik.

Mesela Türkmenistan’a veya Kazakistan’a gidecek Türk TIR’ları, Iğdır’dan geçip Nahcıvan toprağına girdiler. Nahcıvan Azerbaycan’ın batısında kalan bir şehir. TIR’larımız Nahcıvan’dan doğuya doğru yola çıktıkları zaman Ermenistan sınırına geldiklerinde durduruldular.

Azerbaycan’a ve Türkistan’a geçemediler. Güneyden gitmek istedikleri zaman karşılarına İran çıktı. Kuzeye yöneldiklerinde, Gürcistan askerleri önlerini kesti. Şoförlerimiz, binbir sıkıntıyla çırpındılar. İstanbul’dan Kazakistan’a dokuz günde mal götürebilecek bir TIR, yabancı sınırlar önünde dokuz ay kavrulup durdu. Rüşvet, gasp, zulüm, ölüm gölgemiz oldu. İşte esas maksat bu rezil oyundan ibaret.

Kaynakça

  1. Azerbaycan Cumhuriyetinin Bağımsızlığı ve Karabağ Olayları- Harp Akademileri Komutanlığı Yayınları s.1-37
  1. Güney Kafkasya’nın Dünü, Bugünü, Yarını- Harp Akademileri Komutanlığı Yayınları s.45
  2. Kafkasya- Hasan İzzet Altınanıt: BKY (Babıali Kültür Yayınları) s.56
PAYLAŞ
Önceki YazıSükût Edebgâhı
Sonraki YazıBüyükler İçin Çocuk Kitabı: Hayvan Çiftliği
1985’de doğdu. İlk ve Orta öğrenimini Osmaniye’de tamamladı. 2009 senesinde Anadolu Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Kamu Yönetimi bölümünden mezun oldu. İstanbul Sabahattin Zaim Üniversitesi’nde 2013 senesinde Yüksek Lisans, yine bu üniversitede doktora çalışmasını başarıyla tamamladı. “Türk Birliğine Engel Alfabe ve Dil Meselemiz” isimli bir kitabı vardır. Birçok dergide makaleler yazmakta, İngilizce bilmektedir.

CEVAP YAZIN

Please enter your comment!
Please enter your name here

WordPress spam blocked by CleanTalk.